Gıda – Web – Teknoloji != Hasanibrahim

Author Archive

Fruktoz Şurubu | Kanser | Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu ..

by on Mar.04, 2011, under Gıda

Merhabalar,

Genel olarak gıda hakkında dolaşan bir çok spekülasyonlar halihazırda mevcut olup, bu tür spekülasyonlara etki eden bazı makamların/firmaların ekonomik boyutunu ele almadan bu karışıklık hakkında kısaca bilgi vermeye çalışacağım.

 

İnsan gıdası olarak tüketin gıdaların çoğunda şeker (bilimsel adıyla karbonhidratlar) mevcuttur. Karbonhidratları biyokimyasal yapılarına göre veya basit şeker sayılarına göre monosakkaritler, disakkaritler ve polisakkaritler olarak en basit anlam da sınıflandırırız.

Genel bir bilgiden sonra hemen kulaklarımızın aşina olduğu basit şekerlerden bahsedelim. Monosakkaritler su ile daha basit forma dönmeyen bileşiklerdir ve bünyelerindeki karbon sayılarına göre kendi içinde sınıflandırılırlar. Glikoz ve Fruktoz bu sınıflandırma içinde 6 karbonlu heksoz grubunda yer alır.

Tükettiğimiz gıdaların neredeyse tamamının içinde işte bu adını çok duyduğumuz bileşikler bulunmaktadır. Spekülasyon konusu olan bir bileşik, biraz önce yazdığım gibi gıdanın bizzat kendisinde olan doğal bir bileşiktir ve tartışması yapılan şeyde gıdanın bizzat kendisinde olan bir bileşiğin insan sağlığına zararlı olma durumudur.

Bu konuda iddia edilenler ise;

-Bu basit şekerlerden fruktoz;

*kanser yapıyor,

*şeker hastalığına neden oluyor,

*obeziteye neden oluyor, vs.

 

Kendi yorumuma gerek kalmaksızın, bilgim doğrultusunda vücuttaki sistemi en özet şekilde bahsetmek istiyorum.Yeme/içme ile birlikte henüz ağzımızda iken besinsel döngü başlar. Tükrükteki kimyasallarla başlayan döngü dışkı ile sona erer. Tükettiğimiz gıda midemize geldiğinde ilk olarak mekanik işlem görür (proteinler için kimyasal döngüde vardır) ve daha sonra ince bağırsağa geçer. İşte burda bazı enzim ve bakteriler sayesinde gıdalar parçalanır ve kana geçer. Bunu somut bir örnekle anlatmaya çalışıyım. Kan damarlarını bir kazan gibi düşünün ve kazanın içine birşeyler geldiği anda kazan sorumlusu hemen kazan dolumunu haber vermeye işçi başına gider. işçi başını pankreas olarak kabul edelim. pankreas kana gelen bu bileşiklere dayalı olarak kendi işçilerini gönderir. İşçi insülinler kan içinde dolaşırlar, ihtiyacı olan ilgili organların kapısını açarlar ve serbest haldeki bu glikozları ilgili organa yönlendirirler. İhtiyaç bittiği anda insülin çekilir ve kapı örtülür. Arta kalanlar ise depoya gider yani karaciğere. En basit anlamda sistem böyledir. Burdaki işçileri harekete geçiren, daha doğrusu işçi başına işçileri göndermesini emreden kısım yani hormonal denge glikoz ile başlar. Bu durumda akıllara şu soru gelebilir: Glikoz olmasa sadece Fruktoz olsa bu durumda fruktoz bu fabrikayı çalıştırmaz ve yağ olarak depolanır.Bu da iddiayı doğrular. O zaman aşağıdaki tabloyu incelemek gerekir:

 

 

 

Yukardaki tabloyu incelediğimizde hangi meyve-sebzenin saf fruktoz içerdiğini görüyosunuz? Hiçbiri, yani o işçileri göndertmek üzere, kazanın dolduğunu haber vermesi için glikoz hemen her meyve-sebzede bulunmaktadır. Bu durumda sek fruktoz içmek isteyenler, özel olarak fruktoz solüsyonu hazırlatmalılar. Bu arada gözden kaçırmamanız gereken birşey daha var: “Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu” diye adlandırdığımız bileşikte bile %50 glikoz %50 fruktoz var. Geriye şunu demek istiyorum: Su da zararlı!! 50 Litreden fazla su içtiğinizde vücudunuza vereceği zarar, yazmış olduğumu bu yazının 500 katı fazlasıyla belki açıklanır.

 

Bilgim doğrultusunda bu konuda basit şekilde durumu izah etmeye çalıştım. Yanlış bildiğim/bildiklerim varsa yorumla bildirirseniz, düzeltmeye çalışırım. Saygılarımla, Gıda Mühendisi Hasan İbrahim KOZAN

Leave a Comment :, , , , more...

ClickIvo İngilizce Yardımcı asistanınız

by on Ağu.08, 2010, under Bilgisayar(Teknik), Programlar

Merhabalar,

Windows kullanıcılarının bilgisayarında olmazsa olmazlarından birisi oldugu düşündüğüm ücretsiz yazılım.

Resmi geliştiricileri ortadan kayboldu ama mevcut hali herşey için yeterli.

Buyrun indirin, sizde test edin, hak verin :)

http://ibrahimkozan.com/Programlar/ClickIVO..exe

http://ibrahimkozan.com/Programlar/ClickIVO_Setup_turkish-english_english-turkish.exe

2 Comments more...

Beyaz Peynir İş Akış Şeması

by on Ağu.07, 2010, under Peynir Teknolojisi

BEYAZ PEYNİR

Çiğ Süt
I
Klarafikasyon
I
Soğutma
I
Depolama
I
ön ısıtma
I
Standardizasyon
I
(Homojenizasyon)
I
Pastörizasyon(65-68 C 30 dk,78 C 15-16 sn.,80 C 1 dk.)
I
Soğutma
I
Tekneye Dolum
I
CaCL2 İlavesi (% 0.02)
I
Starter Kültür İlavesi (% 0.5-2)
I
Bekleme (15-30 dk.)
I
Mayalama (90dk)
I
Pıhtı Kırma
I
Peyniraltı Suyunun Süzülmesi
Baskıya Alma
I
Asitlik Gelişimi
I
Teleme Kesme
I
ön Salamura
(15-20 C,15-18 SH,15-18 Bome)
I
Dinlendirme Kaplarında ön Olgunlaştırma
I
Dolum Salamurası İlavesi
Ambalajlama
I
Depolama (Olgunlaştırma)

Leave a Comment more...

Telefon Rehberi v.3

by on Tem.19, 2010, under ANSI C, Bilgisayar(Teknik), Çalışamlarım, Ödevler

//      Tel Rehberi v.1..c
//      
//      Copyright 2010 Hasan İbrahim Kozan <hasanibrahim@Hasanibrahim>
//      
//      This program is free software; you can redistribute it and/or modify
//      it under the terms of the GNU General Public License as published by
//      the Free Software Foundation; either version 2 of the License, or
//      (at your option) any later version.
//      
//      This program is distributed in the hope that it will be useful,
//      but WITHOUT ANY WARRANTY; without even the implied warranty of
//      MERCHANTABILITY or FITNESS FOR A PARTICULAR PURPOSE.  See the
//      GNU General Public License for more details.
//      
//      You should have received a copy of the GNU General Public License
//      along with this program; if not, write to the Free Software
//      Foundation, Inc., 51 Franklin Street, Fifth Floor, Boston,
//      MA 02110-1301, USA.
 
 
#include <stdio.h>
#include <string.h>
#include <stdlib.h>
#include <ctype.h>
 
void ekle (void) 
 
	{ //add function
 
     baslangic:
 
     printf("Lutfen gorunen bilgileri yazarak enter e basiniz\n");    // fill the informations and press enter
 
     char adi[20]={0};
 
     printf("Adiniz:"); // name
 
     scanf("%s",adi);
 
     char soyadi[20]={0};
 
     printf("\nSoyAdiniz:"); //surname
 
     scanf("%s",soyadi);
 
     char Telefonu[20]={0};
 
     printf("\nTelefon:"); //phne
 
     scanf("%s",Telefonu);
 
     char Diger[20]={0};
 
     printf("\nDiger Bilgiler:");//other
 
     scanf("%s",Diger);
 
     printf ("Girilen Bilgiler Asagidaki gibidir\n"); // your informations are below
 
     printf("Adiniz: %s \nSoyadiniz: %s \nTelefonunuz: %s \n Diger: %s \n", adi, soyadi, Telefonu, Diger); //informations
 
     printf("\n onayliyormusunuz 1. Evet 2. Hayir\n"); // agree ? 1 for yes 2 for no
 
     int onay=0; //
 
     scanf("%d", &onay); 
 
     if (onay==2) goto baslangic; else {
 
     FILE *veritabani;
 
     veritabani = fopen( "veritabanidosyasi.txt", "a" );
 
     if((veritabani = fopen("veritabanidosyasi.txt","a"))== NULL) printf("Error 31: Dosya acma/okuma yazma hatasi\n cikmak icin 3 e basin, yeniden denemek icin 1 e \n");
 
     printf("Ekleniyor....\n");
 
     fprintf (veritabani, "%s\t %s\t %s\t %s \n", adi, soyadi, Telefonu, Diger);
 
     printf("Ekleme Basarili.\n");
 
     fclose(veritabani);   
 
     printf("... Dosya kapandi.. \n");
 
     }
 
}
 
void listele () 
 
{
 
   char birkelime[100];
 
   char *c;
 
   FILE *veritabani;
 
   veritabani = fopen("veritabanidosyasi.txt","r");
 
   do {
 
     c = fgets(birkelime,100,veritabani); 
 
     if (c != NULL)
 
        printf("%s",birkelime);    
 
   } while (c != NULL);
 
   fclose(veritabani);
 
}
 
void arama()
 
{
 
char adi[20]={0}; char soyadi[20]={0}; char Telefonu[20]={0}; char Diger[20]={0}; char ara[20]={0};
 
int say=0;
 
FILE *veritabani;
 
veritabani=fopen("veritabanidosyasi.txt","r");
 
printf ("Aranacak arguman=");
 
scanf ("%s",ara);
 
while (fscanf(veritabani,"%s\t %s\t %s\t %s", adi, soyadi, Telefonu, Diger)!= EOF)
 
{
 
if (strcmp (ara,adi) == 0 || strcmp (ara,soyadi) == 0 || strcmp (ara,Telefonu) == 0 || strcmp (ara,Diger) == 0 )
 
{
 
say++;
 
if (say>0)
 
printf ("%s\t %s\t %s\t %s\n ", adi, soyadi, Telefonu, Diger);
 
} 
 
}
 
if (say==0)
 
{
 
printf ("Kayit bulunamadi\n");
 
}
 
fclose(veritabani);
 
}
 
int main (int argc, char *argv[])
 
{
 
  int secim;
 
  while (1) {
 
    printf ("1- Ekleme\n"
 
            "2- Listeleme\n"
 
            "3- Arama\n"
 
            "4- Cikis\n\n");
 
    printf ("Seciminizi giriniz: ");
 
    scanf ("%d", &secim); 
    if (isdigit(secim))
 
    {
 
    if (secim == 1) { 
 
      ekle();
 
    } else if (secim == 2) {
 
      listele();
 
    } else if (secim == 3) {
 
      arama();
 
    }
 
      else if (secim == 4) {
 
      break;
    } 
 
}
 
      else { printf("Lutfen 1-4 arasi sayi giriniz\n"); 
 
    }
 
 
 
  }
 
  return 0;
 
}
Leave a Comment more...

C Programlama Dili ile Gelişmiş GUİ siz Telefon Rehberi (Arama fonksiyonlu) ve yakında düzeltme fonksiyonlu :)

by on Tem.16, 2010, under ANSI C, Bilgisayar(Teknik), Çalışamlarım, Ödevler

#include <stdio.h>
 
#include <stdlib.h>
 
void ekle (void) { //add function
 
     baslangic:
 
     printf("Lutfen gorunen bilgileri yazarak enter e basiniz\n");    // fill the informations and press enter
 
     char adi[20]={0};
 
     printf("Adiniz:"); // name
 
     scanf("%s",adi);
 
     char soyadi[20]={0};
 
     printf("\nSoyAdiniz:"); //surname
 
     scanf("%s",soyadi);
 
     char Telefonu[20]={0};
 
     printf("\nTelefon:"); //phne
 
     scanf("%s",Telefonu);
 
     char Diger[20]={0};
 
     printf("\nDiger Bilgiler:");//other
 
     scanf("%s",Diger);
 
     printf ("Girilen Bilgiler Asagidaki gibidir\n"); // your informations are below
 
     printf("Adiniz: %s \nSoyadiniz: %s \nTelefonunuz: %s \n Diger: %s \n", adi, soyadi, Telefonu, Diger); //informations
 
     printf("\n onayliyormusunuz 1. Evet 2. Hayir\n"); // agree ? 1 for yes 2 for no
 
     int onay=0; //
 
     scanf("%d", &onay); 
 
     if (onay==2) goto baslangic; else {
 
     FILE *veritabani;
 
     veritabani = fopen( "veritabanidosyasi.txt", "a" );
 
     if((veritabani = fopen("veritabanidosyasi.txt","a"))== NULL) printf("Error 31: Dosya acma/okuma yazma hatasi\n cikmak icin 3 e basin, yeniden denemek icin 1 e \n");
 
     printf("Ekleniyor....\n");
 
     fprintf (veritabani, "%s\t %s\t %s\t %s \n", adi, soyadi, Telefonu, Diger);
 
     printf("Ekleme Basarili.\n");
 
     fclose(veritabani);   
 
     printf("... Dosya kapandi.. \n");
 
     }
 
}
 
void listele () 
 
{
 
   char birkelime[100];
 
   char *c;
 
   FILE *veritabani;
 
   veritabani = fopen("veritabanidosyasi.txt","r");
 
   do {
 
     c = fgets(birkelime,100,veritabani); 
 
     if (c != NULL)
 
        printf("%s",birkelime);    
 
   } while (c != NULL);
 
   fclose(veritabani);
 
}
 
void arama()
 
{
 
char adi[20]={0}; char soyadi[20]={0}; char Telefonu[20]={0}; char Diger[20]={0}; char ara[20]={0};
 
int say=0;
 
FILE *veritabani;
 
veritabani=fopen("veritabanidosyasi.txt","r");
 
printf ("Aranacak arguman=");
 
scanf ("%s",ara);
 
while (fscanf(veritabani,"%s\t %s\t %s\t %s", adi, soyadi, Telefonu, Diger)!= EOF)
 
{
 
if (ara==adi || ara == soyadi || ara == Telefonu || ara == Diger )
 
{
 
say++;
 
if (say>0)
 
printf ("%s\t %s\t %s\t %s\n ", adi, soyadi, Telefonu, Diger);
 
} 
 
}
 
if (say==0)
 
{
 
printf ("Kayit bulunamadi\n");
 
}
 
fclose(veritabani);
 
}
 
int main (int argc, char *argv[])
 
{
 
  int secim;
 
  while (1) {
 
    printf ("1- Ekleme\n"
 
            "2- Listeleme\n"
 
            "3- Arama\n"
 
            "4- Cikis\n\n");
 
    printf ("Seciminizi giriniz: ");
 
    scanf ("%d", &secim);
 
    if (secim == 1) {
 
      ekle();
 
    } else if (secim == 2) {
 
      listele();
 
    } else if (secim == 3) {
 
      arama();
 
    }
 
      else if (secim == 4) {
 
      break;
 
    }
 
  }
 
  return 0;
 
}
3 Comments :, , , , , more...

C Programlama Dili ile telefon rehberi hazırlama listeleme, ekleme, bulma

by on Tem.16, 2010, under ANSI C, Bilgisayar(Teknik), Çalışamlarım, Ödevler

Programı uzun uzadıya anlatmaktansa ornek screenshot daha kolay olur diye dusundum.

Lutfen dikkatli inceleyiniz, sorunuz varsa sorunuz :)

Ekran Görüntüsü

#include 
 
#include 
 
void cik () { exit(1); };
 
void listele () 
 
{
 
   char birkelime[100];
 
   char *c;
 
   FILE *veritabani;
 
   veritabani = fopen("ibrahimkozan_db.txt","r");
 
   do {
 
     c = fgets(birkelime,100,veritabani); 
 
     if (c != NULL)
 
        printf("%s",birkelime);    
 
   } while (c != NULL);
 
   fclose(veritabani);
 
}
 
int main(int argc, char *argv[])
 
{
 
    baslangic:
 
printf("Lutfen gorunen basit bilgileri yazarak enter e basiniz\n");    
 
char adi[20]={0};
 
printf("Adiniz:");
 
scanf("%s",adi);
 
char soyadi[20]={0};
 
printf("\nSoyAdiniz:");
 
scanf("%s",soyadi);
 
char Telefonu[20]={0};
 
printf("\nTelefon:");
 
scanf("%s",Telefonu);
 
char Diger[20]={0};
 
printf("\nDiger Bilgiler:");
 
scanf("%s",Diger);
 
printf ("Girilen Bilgiler Asagidaki gibidir\n");
 
printf("Adiniz: %s -girdi-sonu \nSoyadiniz: %s girdi-sonu \nTelefonunuz: %s girdi-sonu\n Diger: %s girdi-sonu\n", adi, soyadi, Telefonu, Diger);
 
FILE *veritabani;
 
veritabani = fopen( "ibrahimkozan_db.txt", "a" );
 
if((veritabani = fopen("ibrahimkozan_db.txt","a"))== NULL) printf("Error 31: Dosya acma/okuma yazma hatasi\n cikmak icin 3 e basin, yeniden denemek icin 1 e \n");
 
int onay;
 
printf("\nonayliyormusunuz 1. Evet 2. Hayir");
 
scanf("%d", &amp;onay);
 
if (onay == 2) goto baslangic;
 
else {
 
;printf("Ekleniyor....\n");
 
fprintf (veritabani, "%s\t %s\t %s\t %s \n", adi, soyadi, Telefonu, Diger);
 
printf("Ekleme Basarili.\n");
 
fclose(veritabani);   
 
printf("... Dosya kapandi.. \n");
 
printf("Listeyi Gormek icin 1 e, Yeni Kayit Ekleme icin 2 ye , Cikmak icin 3 e basiniz\n");
 
int secenek;
 
scanf("%d", &amp;secenek);
 
if (secenek == 1) listele();
 
if (secenek == 2) goto baslangic;
 
if (secenek == 3) cik();
 
}
 
  return 0;
 
}
Leave a Comment more...

C Programlama Dili ile 10 luk Tabandan İstenilen Tabana Geçme

by on Tem.15, 2010, under ANSI C, Bilgisayar(Teknik), Çalışamlarım, Ödevler

#include <stdio.h>
 
#include <stdlib.h>
 
 
 
 
 
int main (void)
 
{
 
  int ilk,sayi,sayi2,taban,taban2, kalan, bolum,sayac=0,c;
 
  printf("Lutfen  sayi giriniz\n");
 
  scanf("%d", &sayi);
 
  printf("Lutfen  taban giriniz\n");
 
  scanf("%d", &taban);
 
  sayi2=sayi;taban2=taban; ilk=sayi;
 
  for (c=0;c<sayi;c++)  
 
  {
 
	  if (sayi2/taban2 > taban2) {sayi2/=taban2; sayac++;}
 
	  else break;
 
  }
 
  sayac+=1;
 
int dizi,i[sayac];
 
  dizi=sayac-1;//cunku sayac 1 den basladi, dizi 0 dan
 
  do {
 
	  bolum=sayi/taban;
 
	  kalan=sayi-taban*bolum;
 
	  i[dizi]=kalan;
 
	  sayi=bolum;
 
	  dizi--;
 
	  } while (sayi>taban);
 
printf("%d(10) = %d",ilk, sayi);//bunun burda ne isi var?el-cevap: bolmenin en sonundaki bolum, ilk basamk olacak :)
 
for (dizi=0; dizi<sayac; dizi++) printf("%d", i[dizi]);
 
printf("(%d)",taban);  
 
 
 
  return 0;
 
}
Leave a Comment more...

Yoldan şarj olan çok oturaklı götürgeç

by on Mar.16, 2010, under Teknoloji

Güney Kore çevreci yaklaşımı bir adım daha ileriye götürerek elektrikle çalışan bir toplu taşıma aracı icat etti.

(CNNTURK.COM) – Başkent Seul’ün güneyindeki Gwacheon’da bulunan parkta test amaçlı hizmet vermeye başlayan araca “The Online Electric Vehicle” adı verildi.

Aracın ilginç olan özelliği ise elektriği manyetik olarak “şarj cihazı işlevi gören yoldan” emmesi ve böyle şarj olması. Araç çevre dostu toplu taşımacılığa yeni bir boyut getireceğe benziyor.

Seul Grand Park’taki araç kablosuz şarj olarak zaman problemini de ortadan kaldırıyor.

Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen ve kısaca OLEV adı verilen araç tek şarjla 40 kilometre yapabiliyor.

OLEV için Seul’de 2.2 kilometrelik özel bir yol yapıldı. Bu yolun sadece ilk 400 metrelik bölümü şarj imkanı sunuyor.

Aracın 1 yıl içerisinde tam kapasiteyle işlev görmesi planlanıyor.

3 Comments more...

Obama zaferini internete borçlu..

by on Mar.16, 2010, under Teknoloji

ABD Başkanı Barack Obama’nın seçim kampanyasını yürüten David Plouffe, insanlar ve teknolojilerin yürüttükleri kampanyanın ana unsurlarını oluşturduğunu belirterek, “Bize oy verenlerin yüzde 20′si e-posta listesinde yer alıyordu” dedi.

Plouffe, Turkcell Akademi’nin konuğu olarak geldiği İstanbul’da “Online Pazarlama Teknikleri” ve “Kazanmak İçin Gereken Cesaret” konulu bir konferans verdi.

Konuşmasında, mobil teknolojinin, internet ve e-postanın yürüttükleri kampanyanın merkezinde yer aldığının altını çizen Plouffe, insanlara dayalı bir kampanya yürütmelerinin arkasındaki asıl unsurun insanların daha çok dostlarına, aile fertlerine ve meslektaşlarına güvenmeleri olduğunu, mobil iletişimle ulaştıkları çok sayıda kişinin de bu güven sayesinde yaygınlığı sağladığını söyledi.

Kampanyalarda konuşulanların milyonlarca Amerikalı tarafından bilinebildiğini, sıradan kişilere internet ve e-posta yoluyla mesajların ulaşmasını sağladıklarını ifade eden Plouffe, “Sonuçta birini yeni bir ürünü denemesine ikna etmenin en iyi yollarından biri sizin tanıdığınız biri vasıtasıyla anlatılmasıdır. Birşeyden kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, çevremizdekiler bahsederse ikna olmamız daha kolay olur” şeklinde konuştu.

İnsanlara mobil cihazla ulaşmanın büyük önem taşıdığına işaret eden Plouffe, “İnsanlar ve teknolojiler biraraya geldi, kampanyamızın ana unsurlarını oluşturdu. 68 milyon kişi oy verdi. Bize oy verenlerin yüzde 20′si e-posta listesinde yer alıyordu. Kampanyada bunun etkisini gördük” dedi.

30 milyon Amerikalıyla bağlantı

E-posta, SMS ve videoyla insanlara çok hızlı ulaşmaya çalıştıklarını vurgulayan Plouffe, e-postalarla gönderdikleri metin ve videoların etkisini karşılaştırdıklarını, videoların daha etkin olduğunu ve insanların bunları paylaşma yoluna gittiklerini belirtti.

Plouffe, “Bizim kampanyada teknolojik dünyayı kullanarak yaptığımız şey, birkaç yıl içinde bütün dünyayı esir alacak” dedi. Başarılarındaki en önemli unsurun, mobil iletişim sayesinde insanların büyük kısmına ulaşmak olduğuna dikkati çeken Plouffe, “ABD’de özellikle gençler gazete okumayı pek sevmez. Televizyon reytingleri de çok yüksek değil. Bizdeki başkanlık seçimde insanlar televizyonların başında değil, laptopların, bilgisayarların başında oturuyorlar. Facebook, twitter’a giriyorlar ve gördüklerini, bildiklerini burada paylaşıyor” şeklinde konuştu.

Barack Obama’nın destekçileriyle olan iletişiminin çok önemli olduğunu dile getiren Plouffe, şöyle devam etti:

“30 milyon Amerikalıyla Barack Obama arasında bir ilişki kurduk. Bu kişiler Obama’nın kampanyasına inandı. Kendisinin telefonla insanlara ulaşmak gibi zorunluluğu yoktu. Ama yaptı. Obama onlara ‘bu benim değil, bizim kampanyamız’ dedi. Teknolojiyi kullandı. Bana internet olmasaydı Obama başkan olabilir miydi?’ diye soruyorlar. Barack Obama, çok başarılı ve iyi bir iletişimci, ancak internet olmasaydı Başkan seçilebilir miydi bilmiyorum.”

İnternetten 500 milyon dolar topladık

David Plouffe, seçim kampanyası sürecinde ciddi paraya da ihtiyaç olduğuna işaret ederek, internet üzerinden 500 milyon dolar para topladıklarını, internet olmasaydı bu kadar finansman toplamalarının mümkün olmadığını söyledi.

Kampanyaya 1 milyar dolar para harcadıklarını, 6 bin kişinin tam zamanlı olarak çalıştığını, 120′den fazla dijital anlamda iletişim kurmaya çalışan personel bulunduğunu anlatan Plouffe, şöyle devam etti:

“Kampanyanın başında aslında hiç kimse Obama ile çalışmak istemedi. Çünkü çok ihtimalsiz gibi görünüyordu. Hillary Clinton kazanacak gibi düşünülüyordu. Teknoloji ve kişiler pekçok kişiyi çekti. Teknolojik anlamda özel sektörden birçok kişi kampanyamıza katıldı. Bizim için çalışanlar bunun kariyerlerindeki en güzel nokta olduğunu söylediler. Bazılarına para bile ödemedik. 5 bin e-mail adresiyle başladık, 13 milyona kadar çıktı. Bence e-mail, oldukça büyük bir devrim. E-mail, insanlara Jurassic Park gibi geliyor” şeklinde konuştu.

Plouffe, soruları da yanıtlarken, kampanyadaki anlamlı konuşmaların büyük kısmını Obama’nın kendisinin kaleme aldığını, yine e-postaların büyük kısmını kendisinin yazdığını, yazamadıklarının üzerinden geçtiğini ve rehberlik yaptığını ifade etti.

Kaynak: CnnTurk

Leave a Comment more...

Sıradan kağıt güçlü bir pile dönüştü!

by on Mar.16, 2010, under Teknoloji

Amerikalı bilimadamları, sıradan bir kağıdı, nano teknoloji sayesinde çok ucuz, çok hafif ve süper depolama kapasitesine sahip güçlü bir pile dönüştürmeyi başardı.

“Kağıt elektroniğini” doğurabileceği belirtilen bu gelişme, elektronik cihazların küçülüp hafiflemesi, hibrid veya elektronik araçların ileride çok hafif, küçük ve çok uzun ömürlü pillerle çalışması gibi geniş bir alan için kapıyı araladı.

Gelecek vaat eden elektrikli araçların önünde bugün için var olan en büyük engellerden biri, kullanılacak pilin ağırlığı ve kısa ömrü.

Proceedings of the National Academy of Sciences adlı dergide yayımlanan araştırmayı yapan, California Stanford Üniversitesi’nden araştırmacılar, “gümüş ve karbon nano materyallerinden yapılmış bir mürekkep ile kaplı kağıt yüzeyinden ibaret, çok hafif ve güçlü bir elektrik enerjisi depolama kaynağı” oluşturmayı başardı.

Karbon nano tüpleri ve gümüş nano kablolarından oluşan yüzeye sahip kağıt pil, gelecek için büyük ümit vaat ediyor.

Bilimciler geçmişte de, silikon nano kabloların kullanımı sayesinde bugünün lityum iyon pillerinin 10 kat güçlendirilebildiğini kanıtlamıştı.

Makalede, “Kağıt teknolojisi kullanılarak, düşük maliyetlerle, hafif ve yüksek performanslı enerji depolama olanağının gerçekleştirildiği, pilde kollektörler ve elektrodlar yerine iletken kağıdın kullanıldığı” belirtildi.

Bu tip bir pilin, elektrikli otomobillerin veya hibrid otomobillerin hareket ettirilmesinde kullanılabileceği, elektronik cihazların daha hafif ve daha uzun ömürlü olmasını sağlayacağı kaydedildi.

Makalenin yazarlarından Yi Cui, toplumun düşük maliyetli ve yüksek enerjili enerji depolama araçlarına ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Yu Cui, bu yeni tip pili “süper depolama kapasiteli” olarak tanımlayarak, bunun, otomobillerin yanı sıra, “yüksek enerji gerektiren her tür alette de kullanılabileceğini” kaydetti.

Yu Cui, “kağıt pilimiz çok düşük maliyetli ve şebeke halinde bağlantıya uygun” dedi. Profesör Peidong Yang da yeni teknolojinin ticari olarak çok yakında piyasaya çıkacağını belirtti.

Kaynak: CnnTurk

Leave a Comment more...

Pencereleri Üstte Tutma (Always On Top)

by on Mar.16, 2010, under Bilgisayar(Teknik), Programlar

Merhabalar,

Sizlerle yine benim kullandığım ve size de tavsiye edebileceğim bir programdan bahsedeceğim.

Always On Top Maker,  özellikle bilgisayarı çok fonksiyonel kullanan kullanıcılar için muhakkak kullanmaları gerek bir windows programı.

Ne işe yarıyor bu program? Bu program, sizin belirlediğiniz bir pencereyi her zaman üstte tutmak için geliştirilmiş bir program. Diğer tüm pencereler pasif duruma geçmektedir. 6 KB’lik bu programı bir kere aktif ediyorsunuz ve istediğiniz pencereyi açtıktan sonra “ctrl+alt+t” tuış kombinasyonuna basarak oto. olarak en üstte tutar. aynı kombinasyona basarak deaktif edersiniz. programdan cıkmak icin de “ctrl+alt+Q” kombinasyonunu kullanıyosunuz.

 Buyrun: Always On Top u tıkla ve indir

1 Comment more...

C programlama dili ile dikdortgen yapma/çizme

by on Kas.14, 2009, under ANSI C

/*
 
* Dikdortgen.c
 
* * Copyright 2009 Hasanibrahim hasan@ibrahimkozan.com
 
* * This program is free software; you can redistribute it and/or modify
 
* it under the terms of the GNU General Public License as published by
 
* the Free Software Foundation; either version 2 of the License, or
 
* (at your option) any later version.
 
* * This program is distributed in the hope that it will be useful,
 
* but WITHOUT ANY WARRANTY; without even the implied warranty of
 
* MERCHANTABILITY or FITNESS FOR A PARTICULAR PURPOSE. See the
 
 * GNU General Public License for more details.
 
 * * You should have received a copy of the GNU General Public License
 
* along with this program
 
*/
 
#include <stdio.h>
#include <stdlib.h>
 
int main(int argc, char *argv[])
{
    int kisakenar,uzunkenar, bosluk , i,j,k;
    printf ("kisa kenar =");
    scanf("%d",&kisakenar);
    printf("\n");
    printf("uzun kenar =");
    scanf("%d", &uzunkenar);
    printf("\n");
    bosluk=(uzunkenar-2)*2+1;
    kisakenar=kisakenar-2;
 
 
    for (i=0;i<uzunkenar;i++)//Bu ust kenar
    {
        printf("* ");
    }
 
    printf("\n");
 
    for(j=0;j<kisakenar;j++)//Burası da orta icin
    {
    printf ("*");
    for(k=0;k<bosluk;k++)
    {
                         printf(" ");
    }
    printf("*\n");
    }
 
    for (i=0;i<uzunkenar;i++)//Bu alt kenar
    {printf("* ");}printf("\n");
 
 
 
  system("PAUSE");	
  return 0;
}

Hemen Açıklamaya Geçelim.
Uzun kenar ve kısa kenar kontrolü için ;

 while (shortedge<longadge)

deyimini kullanabilirsiniz.

Karakterler arasına bir boşluk koydum, bunu kaldırmak için
bir kaç ufak düzenleme yapmaniz gerekir.
İlk olarak

 {printf("* ");}printf("\n");

bu deyimi

 {printf("*");}printf("\n");

buna
İkinci olarak

 space=(longedge-2)*2+1;

bu deyimi

 space=(longedge-2);

buna çevirmeniz gerekir.
Hepsi bu kadar
Umarım yararlı olur, Hasan İbrahim

2 Comments more...

Diyabetik & Diyetetik Gıdalar

by on Eyl.12, 2009, under Gıda

Diyabetik veya diyabet, hepimizin bildiği “şeker hastalığı”nın daha bilimsel söylenimi diyebiliriz.  Nereden bu konuyu çıkardın diye sorabilenler olabilir :)   Toplumumuzun sıklıkla karıştırdığını farkettim ve bu karışıklığın bir nebze önüne geçebilirim diye düşündüğüm için bu iki kavram hakkında biraz araştırma yaptım.

 

Şimdi beslenme ilkelerinden aklımda kaldığı kadarıyla ifade edeyim bu diyabeti. Diyabet,  kandaki şeker oranının normalden daha fazla olması diyebiliriz. Neden kanda şeker birikmesi oluyor diye aklınıza soru gelebilir. 

Şekerden kastımız glikoz. Glikoz, vücut için su, hava kadar değerli ve vazgeçilmez yakıtı. Bu yakıtı biz, beyin başta olmak üzere tüm organlarımızda kullanıyoruz ve fazlasını da önce karaciğerde daha sonra da yağ bezlerinde yağ olarak depo ediyoruz. Gıda nın vücuttaki sirkülasyonunu kısaca açıklayayım..

 

Ağızdan aldığımız gıda ilk defa ağızda , daha sonra mide ve ince barsakta sindirime başlar. Ama asıl sindirim, ince barsakta olmaktadır. Burada vücudumuzun yapı malzemeleri, çimentosu, k demiri olan protein, yağ, vitamin ve karbonhidrat emiliyor. Karbonhidrat ilk defa karaciğere doğru yol alıyor ve burada ihtiyaca göre depo ediliyor veya ihtiyacı olan organa gönderiliyor.İşte diyabetin başladığı bölüm burda.. Pankreas, insülin denen hormonu salgılıyor, hedef orgaan kan yoluyla giden glikozu, insülin alıp organa yapışıyor ve o organın ilgili hücresine aktarıyor. Eğer yeterli insülin olmazsa, yeterli glikoz aktarılmıyor ve glikoz kanda serbest halde dolaşıyor ve sonuçta glikoz artmaya başlıyor. İşte bu dediğimiz yani insülinin yetersiz olma olayına birinci tip şeker hastalığı diyoruz. İkinci tip şeker hastalığı ise, insülini pankreas normal düzeyde salgılıyor ama bu seferde salgılanan insülin arızalı olduğu için vini yerine getiremiyor ve sonuçta yine glikoz kan trafiğinde takılıyor ve glikoz düzeyi yine artıyor..

 

Birinci kısım bitti, yarın devam edeceğim :)

Leave a Comment more...

Gıdalarda Yeni Gelişmeler: Adobe Flash ;)

by on Mar.25, 2009, under Flash, Gıda

Yeni Gelismeler dersinde, toplumumuzca uzak durulan ve cekinilen Flash programini tanitmak konusunda hoca ile konustum ve kabul edildi. Boylece ufak bi sempozyum duzenlendi :)

Sistem Gereksinimleri ile Ba?lad?m :)

********************************************************

Program hakkinda once teknik bir takim bilgiler sundum, nerelerde hangi amaca dayali olacagi konusunda bilgileri aktardiktan sonra, konunun daha iyi anlasilmasi icin aninda bi program hazirlamaya karar verdim.

Datashow ile istege dayali bi program yaparak devam ettim :)

********************************************************

Anlatimim sirasinda kafalarda soru isaretleri kalmamasi icin karsilikli diyalog seklinde sunumu devam ettirdim. Herkesin hosuna gitmesini, arkadaslarin gozlerindeki isiktan anladim ve bu beni cok sevindirdi :)

Bazen hararetli anlar da oldu :)

********************************************************

Daha sonra bitise yakin bir zamanda duduklu tencere , ekmek yapimi metodlarini anlatan ve BiyotaShifa adli ben ve calisma arkadasima ait bir urunun online fiyatlandirmasina dayali ornekleri paylasarak ufak sempozyuma son verdim :)

Düdüklü Tencere projemi ve digerlerini anlatarak sonlandirdim :)

********************************************************

Sonuçta bir çok kişi programin yuklenmesi, ogrenilmesi, fiyatlandirilmasi konusunda sorular sordular ve en kisa zamanda ogrenmek istedikleri hararetlerinden belliydi. Ozellikle Sayin Prof. Dr. İsmail Sait Dogan hocam, bu konuda israrli bi sekilde beraber calismamizi istedi. Zaman ayirdiginiz icin tesekkurler

Leave a Comment :, , more...

C Programlama dili ile Bileske ( Bilesik ) Faiz Hesaplaması

by on Mar.10, 2009, under Ödevler

#include stdio.h
#include stdlib.h
 
    main() {
int yil=0;
float senin_paran;
printf("parani gir man ORN: 1000 TL \n");
scanf ("%f", &senin_paran);
float yillik_faiz;
printf ("Yillik faizi gir man ORN: 0.75 \n");
scanf ("%f", &yillik_faiz);
int kac_yil;
printf("Kac yil yatircan  ? ORN: 5 \n");
scanf("%d", &kac_yil);
while (yil<kac_yil)
{
senin_paran+=senin_paran*yillik_faiz;
yil++;
}
printf("paran %d yil sonra %f TL olur \n", kac_yil, senin_paran);
 
printf("Fakat o para sana yaramaz demedi deme :) ");
 
  system("PAUSE"); 
  return 0;
}
4 Comments :, more...

C Programlama dili ile sayı farkı

by on Mar.06, 2009, under ANSI C, Ödevler

Kullanıcı tarafından atanan iki gerçel sayının tam kısmını sunar.

#include stdio.h
#include stdlib.h
 
cikar ( float x, float y )
{
      float z;
      z=x-y;
      return z;
}
 
int main()
{
  float a,b,c; 
  int d;
  printf("bosluk birakarak iki gercel sayi giriniz. Orn: 12.322 16.2323n");
  scanf("%f %f", &a, &b);
  c=cikar(a,b);
  d=(int)c;
  printf("Sonuc= %d", d);
   
  return 0;
}

Fonksiyonlarla hayat daha kolay :p

Leave a Comment :, , more...

Iki gercel sayinin toplaminin tam sayi cinsinden gosterimi

by on Mar.06, 2009, under ANSI C, Ödevler

#include stdio.h
#include stdlib.h

topla ( float x, float y )
{
      float z;
      z=x+y;
      return z;
}

int main()
{
  float a,b,c; 
  int d;
  printf("bosluk birakarak iki gercel sayi giriniz. Orn: 12.322 16.2323n");
  scanf("%f %f", &a, &b);
  c=topla(a,b);
  d=(int)c;
  printf("Sonuc= %d", d);
   
  return 0;
}

Fonksiyon belirleme ile %50 hiz artisi yapabilirsiniz :)

Leave a Comment :, , more...

İlk Ödevim: topla bol

by on Mar.06, 2009, under ANSI C, Ödevler

<strong>#include stdio.h
#include stdlib.h</strong>
 
float bol(a,b)
int a,b;
{
    float c;
      c = (float) a/b;
      return c;
}
 
int topla(d,z)
int d,z;
{
    int y;
    y= d + z;
    return y;
}
int main()
{
    int x,y,z;
    int toplananSayi;
    float bolunenSayi;
    printf("Aralarina virgul koyarak uc sayi giriniz, ORNEK 34, 22, 16 veya  9,3, 5 gibin");
    printf("Gireceginiz ilk iki sayi toplanacak ve ucuncu sayiya bolunecektir.n");
    scanf("%d, %d, %d", &amp;x, &amp;y, &amp;z);
    toplananSayi=topla(x,y);
    bolunenSayi=bol(toplananSayi,z);
    printf("Sonuc %f dir", bolunenSayi);
 
  system("PAUSE"); 
  return 0;
}

Fonksiyonla bu islemi daha kolaylastirabilirdik :)

Leave a Comment :, , , , more...

C Programlama Diline Başladım :)

by on Mar.06, 2009, under ANSI C

Çok sevdiğim bir arkadaşım, Rıfat Çölkesenin kitabını yollaması üzerine C ‘ ye başladım.

 Genel olarak kolay anlatımı sayesinde hızlı ilerleyebileceğimi düşünsemde

son sınıf olmam hasebiyle bu süreç uzayadabilir.

 

Fakat, azimle bu dili bitireceğime inanıyorum.

Leave a Comment :, more...

Sata Harddiskler Windows Kurulumu

by on Mar.05, 2009, under Bilgisayar(Teknik)

SATA HARDDİSKLER

SATA ,Serial ATA nın kısaltmasıdır.SATA’ya şu sıra çoğu kullanıcının kullandığı ve CD-ROM,RW,DVD gibi disk okuyucuları bağlamak için daha uzun sürede kullanacağı sandığım Paralel ATA’nın evrim geçirmiş şeklidir.

SATA standardı daha ince ,ergonomik kabloların ve daha az iğne sayılarının kullanılmasına olanak veriyor.Ayrıca Paralel veri iletiminde hız sadece kısa mesafeli uzaklıklarda etkiliydi.Uzun mesafelerle veri iletimi gerçekleştiriliyor, ama hız önemli derecede düşüyordu. Bunun nedeni ise, bit sayılarının uzun mesafede rasgele hızlarda gitmesi ve bundan dolayı bir karmaşanın meydana gelmesiydi. Ayrıca, 40 veya 80 iğneli paralel kablolar kalın olduklarından dolayı, yeterince esnek bir yapıda değillerdi. Bu nedenle de, kasanın içindeki hava sirkülasyonunu da etkiliyorlardı.

SATA’nın pin sayısı da diğer bağlantıya göre daha düşük. Serial ATA için 6 ya da 8 damarlı bir kablo yeterli. Paralel kablolarda bu damar sayısı 40 idi, hatta Ultra ATA 66 ve 100’lerin çıkması ile birlikte damar sayısı da 80’e çıktı. Seri bağlantıda zaman gecikmesinin yaşanması mümkün değil. Çünkü seri bağlantıda, paralel bağlantının aksine sinyal iletimi tek bir kanaldan yapılıyor.

SATA ve PATA (Paralel ATA) veri kabloları arasındaki boyut farkı yüksek
Hantal EIDE kablolarını kullanmak istemeyen ve anakartında SATA özelliği bulunan kullanıcılar bir adaptör yardımı ile PATA sabit disklerine SATA veri kablosu takılabilirler.

Şimdi de SATA diskleri Windows XP kuracağımız bilgisayarımıza nasıl tanıtacağımıza gelelim.Windows XP kurulumu yapıyoruz.Windows XP kurulumu hakkında bilgi için buraya tıklayın.Kurulum esnasında bu ekranla karşılaştığımızda “F6″ ’ya basmalıyız.
“F6″ ’ya bastığımızda birşey olmuyormuş gibi görünsede bir süre sonra karşımıza bu ekran gelecek.Biz de yeni bir aygıt eklemek için “S” tuşuna basacağız.

Hemen ardından bizden anakartımızla beraber gelen sürücü disketini isteyecek.Disketiniz yoksa kurulumdan önce oluşturmanız gerekir.Büyük olasılıkla bu sürücüler anakartınızla gelen CD’dedir orda da yoksa anakartı üreten firmanın internet adresinden indirebilirsiniz.Disketimizi sürücüye yerleştirip “Enter” tuşuna basıyoruz

İşte disketten sürücü adı okundu ve onaylamamız için bize bir sorgu ekranı geldi.”Enter” tuşuna basarak onay veriyoruz

Lafa girmişken SATA diskler hakkında bende size bir kaç bilgi vereyim.SATA(serial ata) destekleyen bir hdd niz varsa win98 kurmamanızı öneririm.
çünkü sata teknolojisi henüz yeni bir teknoloji ve win 98 kurulumunda desteklenmemesi olası.ama BIOS ayarlarından konfigüre edebilirsiniz.biosta configure bölümünde sata ayarı enhanced modda ise bunu “compatible” moda getirin illede 98 kurcam diyorsanız.anakart desteğide lazım.

sata nedir : paralel ATA teknolojisinin gelişmiş halidir.2002 de piyasaya çıkmıştı sanırım.şuan maxtor,seagate gibi büyük ve köklü firmaların çoğu sata teknolojisini destekliyor.
saniyede 150mb veri aktarım hızıyla süper bi olaydır.
pata diskinizin desteklediği tüm aygıtları,dma6 modunu,atapi aygıtlarını,cdrw,dvd gibi bağlanabilir cihazları destekler.
kullandığınız işletim sistemiyle ilgili bir soruna sebebiyet vermez,alakası yoktur yani OS ile.
Az sayıda pin olduğundan kasa içindeki kablo salatasına son verir.
SATASATA Nedir?SATA (Serial ATA) fiziksel depolama arabirimi için kullanılan Paralel ATA yerine geliştirilen yeni standarttır. IDE arabirimini kullanan Parallel ATA’da gelinen son nokta olan Ultra ATA-133 ile, saniyede 133MB veri transferi desteklenirken, teorik olarak saniyede 600MB veri transfer hızına ulaşabilen SATA sahip olduğu potansiyel ile, bugün ömrünü tüketmekte olan PATA’nın yerini alabilecek en iyi çözümdür.
SATA’ya ait veri kablosu IDE’den farklı bir yapıya sahiptir.

SATA’nın Avantajları

Gelecekte 600MB/s veri transfer hızlarına kadar ulaşabileceği düşünülen SATA’nın, bu standardı geliştiren grup tarafından bugün en düşük transfer hızının 150MB/s olacağı garanti edilmektedir. SATA bu haliyle bile PATA’nın geldiği son noktadan daha hızlıdır.

SATA veri kabloları standart 40 veya 80 pinlik IDE kablolarına kıyasla daha ince ve daha esnek bir yapıya sahip olduğundan, kasa içindeki kablo karmaşasının azalmasında etkili olur. Doğal olarak bu durumdan kasa içi hava dolaşımı da olumlu etkilenir.

PATA’nın bus topolojisinden farklı olarak SATA’larda kimi kullanıcıların kafalarını karıştırabilen Master/Slave ayarını kontrol eden jumper’lar bulunmamaktadır.
SATA Kurulumu function ayargoster(chipset) { if (chipset==’intel’) intel.style.display=’block’; else intel.style.display=’none’; if (chipset==’sil3112’) sil3112.style.display=’block’; else sil3112.style.display=’none’; if (chipset==’vt8237’) vt8237.style.display=’block’; else vt8237.style.display=’none’; if (chipset==’sis180’) sis180.style.display=’block’; else sis180.style.display=’none’; if (chipset==’yok’) yok.style.display=’block’; else yok.style.display=’none’; isim.innerText=cards.options(cards.selectedIndex). innerText; //this.options[this.selectedIndex].value; } Anakart üzerindeki kontrolcülere göre kurulum prosedürü aşağıda açıklanmıştır.

SATA Kontrolcüsü Intel Güney Köprüsü SATA disk eğer standart SATA portuna takılmışsa, bu disk üzerine Windows kurarken fazladan herhangi bir tanıtım işlemine gerek yoktur, güney köprüsü bu diskleri SATA’ları doğrudan tanımaktadır.
SATA diskin doğrudan tanındığını BIOS’tan görebilirsiniz.

NOT: SATA disk eğer RAID portlarına takılıysa ve bu disklere Windows kurmak isteniyorsa farklı bir kurulum yöntemi izlenmelidir (Bu yönteme RAID makalesinde değinilecektir).

SATA Kontrolcüsü Silicon Image SiI 3112 SATA diske işletim sistemi kurmadan önce bir sürücü disketi oluşturmak gerekmektedir. Sürücü disketi, anakart CD’si içindeki “\Drivers\SATA” dizinindeki dosyaların boş bir bir disket içine kopyalanması ile hazırlanabilir.. Daha sonra Windows kurulumu başlangıcında “Üçüncü parti bir SCSI ya da RAID sürücüsü yüklemek isterseniz F6’ya basın…” ib****i belirdiğinde F6’ya basarak (birkaç kez basmak gerekebilir) SCSI RAID tanıtma menüsünün gelmesi sağlanır. Menü geldiğinde “S” tuşuna basarak ek aygıt belirtme aşamasına gelinir. Bu aşamada hazırlanmış olan disket yerleştirilip “Enter” ile devam edilir.

Windows kurulumu sırasında SATA sürücülerini sisteme tanıtmak için F6’ya basmanız gereken ekran görülür
Daha sonra gelecek ekranda “S” tuşuna basarak, Windows kurulumunun daha önce diskete kaydettiğiniz sürücüleri taraması sağlanır

Son olarak gelebilecek bu ekranda birden fazla sürücü bulunuyorsa, kurduğunuz duruma uygun seçeneği işaretleyerek “ENTER” tuşu ile devam edebilirsiniz.

SATA Kontrolcüsü VT8237 Yongasetli Güney Köprüsü

SATA diske işletim sistemi kurmadan önce bir sürücü disketi oluşturmak gerekmektedir. Sürücü disketi, anakart CD’si içindeki “\Drivers\VIARAID\DriverDisk\Make Disk.exe” programı ile oluşturulabilir. Daha sonra Windows kurulumu başlangıcında “Üçüncü parti bir SCSI ya da RAID sürücüsü yüklemek isterseniz F6’ya basın…” ib****i belirdiğinde F6’ya basarak (birkaç kez basmak gerekebilir) SCSI RAID tanıtma menüsünün gelmesi sağlanır. Menü geldiğinde “S” tuşuna basarak ek aygıt belirtme aşamasına gelinir. Bu aşamada hazırlanmış olan disket yerleştirilip “Enter” ile devam edilir.

Windows kurulumu sırasında SATA sürücülerini sisteme tanıtmak için F6’ya basmanız gereken ekran görülmektedir.
ekranda “S” tuşuna basarak, Windows kurulumunun daha önce diskete kaydettiğiniz sürücüleri taraması sağlanır
Son olarak gelebilecek bu ekranda birden fazla sürücü bulunuyorsa, kurduğunuz duruma uygun seçeneği işaretleyerek “ENTER” tuşu ile devam edebilirsiniz.

SATA Kontrolcüsü SIS 180

SATA diske işletim sistemi kurmadan önce bir sürücü disketi oluşturmak gerekmektedir. Sürücü disketi, anakart CD’si içindeki “\Drivers\RAID\SiSRAID\MakeDisk.exe” programı ile oluşturulabilir. Daha sonra Windows kurulumu başlangıcında “Üçüncü parti bir SCSI ya da RAID sürücüsü yüklemek isterseniz F6’ya basın…” ib****i belirdiğinde F6’ya basarak (birkaç kez basmak gerekebilir) SCSI RAID tanıtma menüsünün gelmesi sağlanır. Menü geldiğinde “S” tuşuna basarak ek aygıt belirtme aşamasına gelinir. Bu aşamada hazırlanmış olan disket yerleştirilip “Enter” ile devam edilir.

Windows kurulumu sırasında SATA sürücülerini sisteme tanıtmak için F6’ya basmanız gereken ekran görülür.
Bu ekranda “S” tuşuna basarak, windows kurulumunun daha önce diskete kaydettiğiniz sürücüleri taraması sağlanır
Son olarak gelebilecek bu ekranda birden fazla sürücü bulunuyorsa, kurduğunuz duruma uygun seçeneği işaretleyerek “ENTER” tuşu ile devam edebilirsiniz.

Alıntı :)

Leave a Comment :, , more...

Ve linux..

by on Şub.10, 2009, under Linux

 

 

3 bahar once, ilk defa gercekten kurmak istedigim, hala kullanmaya devam ettigim bir tur uyusturucu kendisi. Truvalinux, Turkix gibi cesitli turevleriyle baslamistim yoluma, pardusla biraz seyahat ve daha sonra kubuntu, ubuntu..

 

Yillardir *nix de uzman olanlarla, yillarini *nix e harcamayi düsünenler birbirlerini asla anlamayan iki farkli gruplar.

 

 Linux, bircok farkli turevleriyle fonksiyonlariyla ve digerleriyle, cezbedici bir os. Sınırlı evrenselligi ile herkese göre degil, kullaniciya gore bicimlendirilmis bir sistem. 1960 larda serüveni baslamis bence bir BETA os ..

Simdilerde çesiti donan?mlara (telefon, GPS) da yüklenmeye çalisilan, sonu büyük bir ihtimalle hüsranla bitecek bir edebi tür, DENEME .

Yillarini harcayanlarin, kendilerini *nix de uzman olarak görmek isteyenlerin savundugu, gerçegi bi kenara koyarak bakmak istedikleri bir uyusturucu.

Çoklu uygulamalariyla benim kullanmayi çok istedigim bir sistem, ama bana mal olan seyleri geri getirebilecek kadar cezbedici mi, hala bu soru aklimda.

 

Herkesçe rahtlikla kullanilabilir diye tarihi bir yalan söylemek yerine, uzmanlastiktan ve bir kaç yil bilgi depoladiktan sonra kullanabileceginiz, kullanacaginiz ama tavsiye etmekte zorlanacaginiz , fonksiyonelligi ile vazgeçemeyeceginiz (hatta yer yer vazgeçeceginiz) bir sistem..

 

asla tamamlamayacagim, tamamlayamayacagim bir hastalik.. garip bir ikilem

3 Comments :, , , more...

Videonuzu mp3 haline getirmek, videonun sesini ayırmak

by on Şub.05, 2009, under Programlar

İnternetten indirdiğiniz bir videonun sesini ya da elinizde bulunan bir filmin sesini elde etmek istediğiniz olmuştur. Ya çok sevdiğiniz bir sahnenin seslerini veya müziğini MP3 olarak dinlemek istemişsinizdir, ya da elinizde olan bir videoklibin sadece seslerini elde etmeyi. İşte Video MP3 Extractor adlı program bu ihtiyaçlarınızı karşılıyor. Programın kurulumu oldukça basit;

Video kısmından MP3 ünü elde etmek istediğiniz video dosyasını seçiyorsunuz, aşağıdaki Mp3 yazan yerde de oluşturulacak MP3 dosyasının nereye kaydedileceğini belirliyorsunuz.

İsteğe bağlı olarak oluşturulan MP3 dosyasının bitrate (bu değer genelde 128 dir) ve kalitesini de belirledikten sonra Start’a basıyorsunuz ve dosyanızın büyüklüğüyle oranlı bir süreyle video dosyasınızın MP3 ünü elde ediyorsunuz.

İNDİR: http://www.geovid.com/download/video-mp3-extractor.exe

 

Kaynak: Sonteknoloji.org

5 Comments :, , , , , , more...

2009 dünyada programlama dilleri kullanım sırası (popülerlik sıralaması)

by on Oca.26, 2009, under Programlar

Position
Jan 2009
Position
Jan 2008
Delta in Position Programming Language Ratings
Jan 2009
Delta
Jan 2008
Status
1 1 Java 19.022% -1.83%   A
2 2 C 15.931% +2.01%   A
3 5 C++ 10.116% +1.39%   A
4 3 (Visual) Basic 9.161% -1.80%   A
5 4 PHP 8.882% -0.31%   A
6 8 C# 5.609% +0.75%   A
7 6 Python 4.731% -0.81%   A
8 7 Perl 4.303% -0.94%   A
9 10 JavaScript 3.360% +0.16%   A
10 9 Delphi 3.303% -0.03%   A
11 11 Ruby 3.149% +0.80%   A
12 14 D 1.022% -0.15%   A
13 12 PL/SQL 1.006% -0.22%   A
14 13 SAS 0.797% -0.41%   A
15 18 Pascal 0.661% +0.21%   B
16 20 Logo 0.632% +0.25%   B
17 15 COBOL 0.579% -0.35%   B
18 28 ABAP 0.537% +0.34%   B
19 17 FoxPro/xBase 0.477% -0.03%   B
20 21 ActionScript 0.455% +0.11%   B
Leave a Comment :, , , more...

DÜNYA GIDACILARI MİLANO’DA TUTTOFOOD 2009′DA BULUŞACAK

by on Oca.25, 2009, under Gıda

Dünya gıda üreticileri, 10-13 Haziran 2009 tarihleri arasında Milano’da yapılacak TUTTOFOOD G?da, Yiyecek, İçecek, Gıda İşleme Teknolojisi Fuarı’nda buluşacak.

Gıda dünyasının bu önemli fuarına ABD’den Japonya’ya kadar tarım ve gıda alanında üretim yapan çok sayıda firmanın katılması bekleniyor. (continue reading…)

Leave a Comment :, , , , more...

peynir teknolojisi

by on Oca.21, 2009, under Gıda

Giriş
Peynir, sütün peynir mayası veya zararsız organik asitlerin etkisiyle pıhtılaştırılması, değişik şekillerde işlenmesi ve bu arada süzülmesi, şekillendirilmesi, tuzlanması, bazen tat ve koku verici zararsız maddeler katılması ve çeşitli süre ve derecelerde olgunlaştırılması sonucunda elde edilen besin değeri yüksek bir süt ürünüdür.
Süt ve ürünleri arasında en zengin çeşide peynirin sahip olduğu söylenebilir. Çeşitli hammadde, farklı işlem ve olgunlaştırma tekniği, ayrıca değişik istekler bugün yüzlerce çeşit peynir üretimine neden olmuştur.
Peynire İşlenecek Sütte Aranacak Nitelikler
Peynir üretiminde ilk aşama sütün kalitesinin tespitidir. Çünkü, peynirlerde değişik özelliklerin ortaya çıkmasına, hammadde (süt) ile üretim yöntemi neden olmaktadır. Bu durum dikkate alınarak bazı peynir çeşitlerine işlenecek sütlerin ekstra ve 1. sınıf çiğ süt olması şart koşulmuştur. Bu nedenle süt, peynircilikte kötü sonuçlar doğuran ve aşağıda üç başlık altında toplanan durumlara sahip olmamalıdır.
Starterin çalışmasını engellemesi
yavaş pıhtılaşma, zayıf pıhtı oluşumu, peynir suyunun pıhtıdan zor ayrılması gibi etkiler
Peynirde bazı kusurların oluşması (yarık, çatlak, gaz vb.)
Bilindiği gibi, sütte bulunabilen bakteriyofajlar, inhibitör maddeler, antibiyotikler ve prezervatif maddeler starterlerin çalışmasını engellemekte ve asitlik gelişimini durdurmaktadır. Bu nedenle, bunların Beyaz ve Kaşar peynirine işlenecek sütte bulunması gerekir. Bunlardan özellikle antibiyotik ve prezervatif maddeler (H2O2, formaldehit gibi) oldukça önemlidir.
Ayrıca peynir yapılacak sütlerin mastitisli olmaması, fizyolojik anormallikler (kolostrum gibi) içermemesi, yüksek bakteri içeriği göstermemesi gerekir. Çünkü bunlar peynir yapımının değişik aşamalarında kusurlara neden olmaktadır. Ayrıca, sütün kokusu ve tadı peynire geçeceği için, kötü yemlerle beslenen hayvanların sütleri peynirlerde kusurlara neden olabilmekte ve yine silajla beslenen hayvanların sütleri spor yapabilen anaerobik bakterileri içerdiğinden peynircilikte çok tehlikeli olabilmektedir. Önceden kaynatılmış sütler de yavaş ve zayıf pıhtı oluşturduğundan peynir kalitesini etkilemektedir. Bunların yanında sütün kazein ve kalsiyumca zengin olması gerekir. Ayrıca protein, yağ ve kurumadde oranının da normal olması kalite yönünden olduğu kadar, randıman yönünden de önemlidir.
Kısaca özetlemek gerekirse, peynir sütünün seçiminde aşağıdaki kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sütün bileşimi kimyasal ve fiziksel bakımdan normal olmalıdır.
Protein miktarı (özellikle kazein) yüksek olmalıdır.
Çiğ sütün toplam mikroorganizma miktarı düşük olmalıdır.
Çiğ süt inhibitör maddelerden (antibiyotikler, dezenfektan maddeler vs.) ari olmalıdır.
Antibiyotik testi ve peynir mayası ile pıhtılaşma testi pozitif olmalıdır.

Kazan Sütüne Uygulanan İşlemler
Süzme
Peynire işlenecek sütün diğer tüm süt ürünlerinde olduğu gibi temiz olması şarttır. Bunun için kaba temizleme olarak tanımlanan işlem, basit filtreler yardımıyla gerçekleştirilir. Ancak asıl temizleme işlemi, sütteki epitel hücreleri, kan pıhtıları, protein pıhtıcıkları ve benzerlerini arındırmak amacıyla özel temizleme seperatörleri (klarifikatörler) yardımıyla yapılmaktadır.

Standardizasyon
Peynir üretimine başlamadan önce sütün içeriğini bilmek ürünün kalitesi ve randımanı açısından çok önemlidir. Besleme, iklim, laktasyon süresi, meme enfeksiyonu, genetik farklılıklar gibi birçok faktör sütün özellikle yağ ve protein olmak üzere birçok unsurunu değiştirmektedir. Gelen sütlerin standardize edilmemesi, yıl boyunca değişik randımanda ve maliyette peynir üretimine neden olmaktadır. Bu yüzden peynire işlenecek sütün özellikle yağ ve protein bakımından standardize edilmesi gerekir.
Yağ Oranının Standardizasyonu :
Üretimden önce sütün yağ oranının ayarlanması hem ekonomik açıdan hem de yasa ve tüzükteki kurallara uygun üretim açısından zorunlu bir işlemdir.
Sütün yağ oranının ayarlanması 3 şekilde yapılır :
Yağ oranı bilinen tam yağlı süt ile yağsız sütün karıştırılmaması.
yağsız süte krema ilavesi.
Yağlı sütün, fazla yağının alınması.
Yağ oranının istenen şekilde standardize edilebilmesi için aşağıdaki 3 verinin bilinmesi gerekir.
üretilecek peynirin yağ oranı.
Sütün protein oranı.
Peynirin çeşidi.
Peynirin istenen yağ oranı, peynire işlenecek sütün yağ oranına bağlıdır ve aynı zamanda sütün protein, daha doğrusu kazein içeriği ile ilişkilidir. Sütün kazein oranının yükseldiği yılın belli dönemlerinde, peynirin yağ oranının düşük olma olasılığı vardır. Buna karşın, kazein oranı düştüğünde yağ oranı gereğinden fazla yükselir. Bunun dengelenmesi için peynire işlenecek sütün yağ oranının ayarlanması gerekir.
Peynir üretiminde sütün yağ oranı ile peynir randımanı arasındaki ilişki doğrusal değildir. İşlenen sütün yağ oranı arttıkça peynir suyu ile olan kayıplar da artmaktadır. Bu yüzden peynire işlenecek sütün yağ oranının optimum düzeyde tutulması ve kazein oranına göre ayarlanması gerekir.
Kazan sütünde yağ miktarının ayarlanması için ilk önce Tüzük ve Standartlarda peynir için verilen kurumaddede yağ miktarlarının bilinmesi gerekir. T.S.E. Beyaz Peynir Standardına göre;
Tam yağlı beyaz peynirde kurumaddede yağ ağırlıkça en az % 40
Yağlı beyaz peynirde kurumaddede yağ ağırlıkça en az % 30
Yarım yağlı beyaz peynirde kurumaddede yağ ağırlıkça en az % 20
Az yağlı(yavan) beyaz peynirde k. maddede yağ ağırlıkça en az % 20
den az olmalıdır.
Kazan sütünün yağ miktarının ayarlanmasında en kesin sonuçlar, kazein miktarı ile yağ arasındaki ilişkilerden elde edilmektedir. Çünkü peynirin asıl maddesi kazeindir. Yapılan araştırmalara göre, kazein / yağ oranının inek sütünde 0,69 / 0,73, koyun sütünde ise 1/1 düzeyine ayarlanması ile peynirde istenilen yağ oranına ulaşılmaktadır. Fakat kazein miktarını saptamak zor olduğundan, bunun yerine toplam protein miktarı formaltitrasyon yönteminden yararlanılarak belirlenir ve sonuca göre kazan sütünde olması istenen yağ miktarı hesaplanır.
Bu amaçla çeşitli faktörler ve çizelgeler hesaplanmıştır.

Çizelge 1. Kazan Sütünün Sağını Hesaplamada Kullanılan Faktörler

Peynir Kurumaddesindeki % Yağ Miktarı
10 20 30 40 45 50 60
Sert Peynirler – - – - 0,93 1,09 -
Yarı Sert Peynirler – 0,20 0,50 0,74 1,06 1,06 -
Yumuşak Peynirler – 0,24 0,44 0,68 0,84 1,00 1,50
Taze Peynirler 0,17 0,33 0,55 0,79 0,96 1,12 1,60

Konuyla ilgili oluşturulan formül ise;
Kazan sütünün yağ oranı (%) = %Protein x Faktör
Aşağıdaki Çizelge 2. de ise yine kazan sütünün protein oranına göre ayarlanacak yağ seviyesi verilmektedir.
Çizelge 2. Peynirde İstenen Kurumadde Yağ Oranına Göre Kazan Sütündeki % Protein ve Yağ Oranları Arasındaki İlişki:

Kazan Sütündeki Protein Peynirde İstenen % Kurumadde’de Yağ
%10 %20 %30 %40 %50 %60
2,8 0,50 0,90 1,55 2,20 3,15 4,50
2,9 0,50 0,95 1,60 2,30 3,25 4,65
3,0 0,50 1,00 1,65 2,35 3,35 4,80
3,1 0,55 1,00 1,70 2,45 3,45 4,95
3,2 0,55 1,05 1,75 2,55 3,60 5,10
3,3 0,55 1,10 1,80 2,60 3,70 5,30
3,4 0,60 1,10 1,85 2,70 3,80 5,45
3,5 0,60 1,15 1,90 2,75 3,90 5,60
3,6 0,60 1,20 2,00 2,85 4,05 5,75
3,7 0,65 1,20 2,05 2,90 4,15 5,90
3,8 0,65 1,25 2,10 3,00 4,25 6,10

Leave a Comment : more...

“Türkiye’de Tarım ve Gıda: Gelişmeler, Politikalar ve Öneriler”

by on Oca.21, 2009, under Gıda

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (Tüsiad) Hazırladığı “Türkiye’de Tarım ve Gıda: Gelişmeler, Politikalar, Öneriler” Başlıklı Raporda, “Türkiye’nin 2001 Krizinden Sonra Uygulamaya Koyduğu Tarım Reformu Uygulama Projesi (Trup) Neredeyse Sonuçları Değerlendirilmeden Sonlanmak Üzeredir” Denildi.

 

(continue reading…)

Leave a Comment :, more...

PHP Tarihçesi

by on Oca.21, 2009, under Php

PHP Tarihçesi

PHP, ilk olarak 1990�lı yılların ortalarında Rasmus Lerdorf tarafından geliştirilmeye başlanmıştır. Lerdorf�un amacı kişisel bilgilerini internet üzerinden yayınlamaktı. O tarihteki teknolojide, günümüzdeki gibi gelişmiş web tasarım yazılımlarının bulunmamasından dolayı , kişisel web sayfası yapmak çok daha zordu. Buradan yola çıkarak, kişisel web sayfası yapmak için bir yazılım hazırladı ve adına Personal Home Page (PHP) adını verdi. PHP, Perl dili üzerine kurulu bir dil olarak geliştirilmeye başlanmıştır. PHP� nin çok tutulması üzerine web tasarımcılarının çok ihtiyacı olan, yani form yoluyla ziyaretçiden gelen bilgileri işlemeyi sağlayan eklemeler yapılarak adına PHP/FI (Form Interpreter) adını aldı. Kimileri tarafından programın bu versiyonu PHP2 olarak adlandırıldı. 1995 yılının ortalarında PHP Lerdorf�un kurmuş olduğu bir grup tarafından daha da geliştirildi. Bu sefer Perl dilindeki fonksiyonlardan tamamen arındırılmış ve Object Oriented (Nesneye Dayalı) bir dil haline getirildi.

Günümüzde PHP4 versiyonu ardından çok daha güçlü ve çok daha çok özellikli halde PHP5 versiyonu geliştirilmiş durumdadır. PHP dili Linux gibi Açık Kaynak Kodlu bir dildir ve ücretsiz olarak dağıtılmaktadır ve geliştirilmektedir. Linux, Unix, Windows tabanlı işletim sistemlerinde çalışabilen versiyonları mevcuttur.

PHP Nedir?
Platformdan bağımsız (Windows,Linux, Etc.) çalışabilen sunucu taraflı, Html gömülü betik dilidir. Perl, C/C++ tipinde script dilidir. Bu dillere aşina olanlar ve herhangi bir programlama dilini bilenler PHP yi fazla vakit kaybetmeden öğrenebilirler.
Oracle, Adabas D, Sybase, FilePro, mSQL, Velocis, mySQL, Informix, Solid,dBase, ODBD Unix dbm ve PostgreSQL veritabanlarıyla güvenli iletişim kurabilir ve IMAP, SNMP, NNTP , POP3 , HTTP servislerine bağlantı kurabilmektedir.
Platform olarak “Linux & Apache & mySQL” kullanılması en yaygın ve önerilendir. Siz kendi sisteminizde de sorunsuz kullanabilirsiniz.

Diğer Betik Dillerinden Farkı
——————————————————————————–

Php’nin diğer betik dillerinden farkı mevcuttur. Bunlar;

PHP’nin JavaScript gibi istemci tarafına hitap eden betik dillerinden en önemli tarafı sunucu tarafından yorumlanmasıdır.

PHP’de istemcinin istediği betiğin söz dizimi JavaScript’deki gibi HTML kodunun içerisinde görünmez.

PHP’nin Perl gibi betik dillerinden en önemli farkı HTML içine gömülebilmesidir.

1 Comment :, more...

Henry Ford ve birisi

by on Oca.21, 2009, under Enteresan Şeyler

Henry FORD
A.B.D  de işşiz bir genç, otomotiv sanayinin öncüsü ünlü işadamı henry ford´dan iş istemek için bürosuna gider. sekreterden 8 ay sonraya güçlükle randevu alabilir. randevu günü büroya gelen genç; sekretere iş görüşmesi için randevusu olduğunu söyler.
-sekreter der ki;ford şu an dışarı çıkıyor. siz de onu takip edin lütfen! bir arabaya biner ford, genç de yanındadır. yol boyu hiç konuşulmaz. arabadan inip büyük bir mağazaya doğru yürürler.kapıdakiler, ford´u büyük bir saygıyla karşılarlar. birlikte mağazayı gezdikten sonra, aynı şekilde 2, 3, 4, ve 5, büyük mağazayı daha gezerler ve ardından dönüş için tekrar otomobile binilir. genç daha fazla dayanamaz ve sorar;
-sayın ford, benimle iş görüşmesi yapmayacak mısınız?
-ya demek öyle?… pekiyi o halde!
ford arabayı durdurup, kahramanımızın inmesini ister. genç arabadan indikten sonra ford oradan hızla uzaklaşır. orası şehirden uzak tenha bir yerdir. gencin cebinde ise hiç para yoktur. sinirli bir şekilde söylenerek yürümeye başlar. sonra kan ter içinde evine gelir. bir taraftan da düşünür: ” mutlaka bir ders vermek istedi. ama ne ?” günlerce düşünüp gizli mesajın ne olduğunu çözmeye çalışır. genç bir gün hızla yerinden kalkar: ford´la ilk ziyaret ettikleri mağazaya koşar. genci gören mağaza yetkilileri genci ayakta karşılarlar, büyük bir saygı ve iltifat gösterirler. her sorusuna sanki karşılarında ford varmış gibi nezakatle cevap verirler. genç mağaza yetkililerine;
-ürünlerinizi pazarlamak istiyorum, der.
mağaza yetkilileri;
-buyurun istediğiniz kadar alın -satın, parasını sonra ödeyin !…genç aynı şekilde 2, 3, 4, ve 5. mağaza yetkilileriyle anlaşır. bundan büyük yardım mı olur bir insan için? kahramanımız 5 yıl içinde a.b.d´nin en iyi iş adamlarından biri olur.”eh ford’u bir ziyeret edeyim de kendisine teşekkürlerimi sunayım artık!” diye düşünür. gidip ford’un sekterine söyler söylemez aldığı cevap enteresandır:
-buyurun efendim, ford sizi bekliyor. ve ford şunu söyler:
-aynı yerde arabadan indirdiğim ne ilk kişisiniz, ne de son. içlerinden bir tek siz anladınız ne demek istediğimi. o günden beri, hayranlıkla takip ediyordum sizi!

Kaynak bilinmiyor

Leave a Comment : more...

Kuantum Fiziği, Kuantum Fiziği Düşündürdükleri

by on Oca.21, 2009, under Enteresan Şeyler

Evrenin ulu mimarina ermek için, ölüp, ölüp dirilmek ne zevkli
her hırpalanışı bir tembih sayarak silkinip kendine gelmek ne hoş ve 
bin bir bâdire içinde ümidini koruyarak, geleceği kucaklamak 
ne büyük bir kahramanlık!

KUANTUM FİZİĞİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Kuantum dünyasına girmek isteyen kişi, makro-âleme ilişkin bütün mantık, 
sezgi ve bilgilerini bir kenara bırakmak zorunda. Çünkü bu iki âlem tamamen 
farklı ve burada taneciklerin, Güneş etrafında dönen bir gezegenden farklı 
olarak, izlediği belli bir yol ve işgal ettikleri belli bir konum yok. 
Tanecikler aynı anda birçok yerde bulunabilirler.

Klasik fizik geçmişte Batıdaki “evren” görüşüne cevap verebiliyordu. Zira 
ne makro kozmos, ne mikro kozmos kavramları oluşmuştu. Atom, proton, kuvark, 
galaksi veya evrensel çekim gibi konular söz konusu değildi. Modern 
fizikteki gelişmeler ise, birbirinden çok farklı iki dünyanın birlikte 
varolduğunu ve varlıklarını birlikte devam ettirdiklerini ortaya koydu. Bir 
yandan bizi çevreleyen bildiğimiz dünya: taşlar, ağaçlar, yıldızlar, 
kısacası makroskopik ölçekteki evren (bu evren klasik fizik tarafından 
tanımlanmıştı zaten). Diğer yanda, kuantum fiziğinin kanunları ile târif 
etmeye çalıştığımız atomların ve atom altı taneciklerin mikroskobik dünyası. 
Her ne kadar makroskobik dünya da atom ve taneciklerden oluşuyor ise de, 
kuantum dünyasına girmek isteyen kişi, makro-âleme ilişkin bütün mantık, 
bilgi ve sezgilerini bir kenara bırakmak zorunda. Çünkü bu iki âlem tamamen 
farklı ve burada taneciklerin, Güneş etrafında dönen bir gezegenden farklı 
olarak, izlediği belli bir yol ve işgal ettikleri belli bir konum yok. 
Tanecikler aynı anda birçok yerde bulunabilirler. Yani ölçeğin 
farklılaşmasıyla maddenin davranışı oran değil, mahiyet açısından değişim 
gösteriyor.

Büyük ölçekli madde ile küçük ölçekli madde arasındaki bu ikiye bölünmeyi 
anlamak kolay değildir. Klasik ve kuantik alanlar arasındaki sınırı çizen 
esrarengiz bölgede anlaşılmayan bazı şeyler vardır. Bu karanlık no man’s 
land bölgede ne olmaktadır ki, tabiat kanunları ve dünyanın algılanması 
böyle birden değişime uğramaktadır?

Dışarıdaki insanların gözünde kuantum fiziği esrarını koruyor. Fakat bilim 
adamlarına göre hiçbir teori bu kadar faydalı olmasa gerek: nesnelerin 
rengini, atomların stabilitesini, yıldızların enerjisini ve tüm kimyasal 
reaksiyonları açıklama imkanı veren kuantum fiziğidir. Hiçbir teori bu denli 
sınanamamıştır. Hiçbiri bu denli geniş bir alanı kapsamamaktadır (en küçük 
boyutlardan büyük ölçekteki bazı kuantik olaylara kadar, süper iletkenlik 
gibi). Katı hal fiziği, nükleer fizik, tanecik fiziği, elektronik, kimya ve 
diğerlerinin kuantik özellik gösterdiği artık biliniyor. Ve özellikle, 
hiçbir teori bu denli teknik uygulama doğurmamıştır. Aslında günlük hayatta 
çeşitli kuantik nesnelerden yararlanıyoruz: lazerler, transistörler, 
bilgisayarlar gibi.

Sezgilerin kâr etmediği kavramlar

Fakat bütün başarılarına rağmen kuantum fiziği yeni tartışmaları da 
beraberinde getirmektedir. İki sebepten dolayı: birincisi, kuantum fiziği 
kuantum dünyası ile klasik dünya (gözle görülen bizim dünyamız) arasındaki 
eksik halkayı tamamlamak istemektedir. İkinci olarak, kuantum fiziği soyut 
ve sezgilere aykırı kavramları söz konusu eder. Bu kavramlar kuantum 
fiziğinin yorumlanmasını özellikle hassas bir konu haline getirir. Bilim 
adamları her gün bu kavramlarla karşı karşıya geliyorlarsa da, artık onlar 
da bir “kuantik sezgiye” sahip olmuşlardır. Bu teoriyi konunun dışındakiler 
için böylesine çetin yapan husus ise, halihazırdaki kavramlarla ifade 
edilemeyen, güçlü matematiksel bir formalizme dayanmasıdır. Bazılarına, onu 
vulgarize etmenin imkansız olduğunu söyleten budur. Fakat vulgarize etmek 
gerektiğinde, sağduyu ve bilimsel mantığı şok eden nesneler ve durumlar işin 
içine girmektedir ve bunlar bizim günlük tecrübelerimizle çelişmektedir.

Kuantum fiziği ne dalga ne tanecik tanır. Sadece, bazı dalga özelliklerine 
ve bazı tanecik özelliklerine sahip tek bir nesneler kategorisi tanır 
(dalga-tanecik ikilemi). Burada bir sebep daha ortaya çıkmaktadır: bu 
kuantik nesnelerin görüntü şeklinde tahayyül edilmesi imkansızdır. Bunlar 
belli belirsizdir, sınırları ve özellikleri durmadan değişmektedir. 
İzledikleri belli bir yol yoktur. Çözümlenemez şekilde birbirine 
karışabilirler ve aynı anda birçok yerde ve birçok halde bulunabilirler.

Süper pozisyon (birçok hâlin aynı anda birlikteliği) sadece kuantumun bir 
özelliğidir

Kuantumdaki birçok garipliğin kökeninde süper pozisyon prensibi 
bulunmaktadır. Bunun anlamı şudur: bir atomun, bir taneciğin veya diğer 
bütün kuantik sistemlerin karakteristik özellikleri onun “hâli” olarak 
adlandırılan şeyi oluştururlar. Bir sistem için birçok mümkün hâl söz konusu 
olduğunda, bu hâllerin toplamı da (yani aynı anda hepsinin birlikte varolma 
durumu) aynı şekilde mümkün bir hâldir: bu taktirde sistem hâllerin üst üste 
çakışması (aynı abda beraberliği) durumunda demektir. Bu temel prensip 
sayesindedir ki, bir tanecik aynı anda birçok pozisyonu (konum) işgal 
edebilir veya bir atom bir enerjiler süper pozisyonunda bulunabilir.

Zorluk, diğer dünyaya, bizim makroskopik dünyamıza geçildiğinde 
başlamaktadır. Çünkü hallerin süper pozisyonu (üst üste konumlanması) bizim 
klasik evrenimizde düşünülemeyen kuantik bir istisnadır. Kimse bir nesneyi 
(meselâ bir kalemi) aynı anda iki yerde, veya bir arabayı aynı anda iki 
viteste giderken görmemiştir, göremez de. O halde, bir enerji halleri süper 
pozisyonunda bulunan bir atomun enerjisini ölçmeye çalıştığımızda ne 
olmaktadır? Bu süper pozisyon asla belirlenemeyecek, sadece onu teşkil eden 
enerjilerden biri ölçülecektir. Tıpkı bir sihirli değnek darbesi gibi, ölçme 
girişimi, hâllerin süper pozisyonunun, bir hal hariç, kaybolmasına yol 
açacaktır. Peki bu hangisidir? Kuantum fiziği bu soruyu cevaplamak 
istemiyor. Buna karşılık, süper pozisyonu oluşturan bütün haller içinde 
ölçülecek kesin hal tahmin edilemediğinden, kuantum teorisi her hâli ölçme 
ihtimali vermektedir. İşte kuantum fiziği bu anlamda “ihtimalci” ve 
“non-determinist” olarak nitelendirilmektedir. Klasik fizikte ise, bir 
sistemin geleceği prensipte her zaman belirlenebilir kabul edilmektedir. 
Burada, süper pozisyon prensibini daha iyi anlayabilmek için şöyle bir örnek 
verebiliriz:

Kanatları a,b ve c şeklinde adlandırılmış olan üç kanatlı sabit bir 
vantilatörün çalışmaya başladığını düşünelim. Kantların dönme hızı yavaş 
yavaş artacaktır. Başlangıçta herhangi bir noktadan (bu, gözlem yaptığımız 
ve vantilatöre göre sabit bir referans nokrası olabilir) her bir kanadın 
geçme hızını ve anını ölçebiliriz. Bu sırada kanatların her biri müstakil ve 
ayrı birer parça olarak görülmektedir. Fakat hızın maksimum olduğu anda 
artık tek tek kanatlardan değil, daire şeklini almış bir görüntüden söz 
edilebilir (parçacık/dalga ikilemi) ve bu durumda belli bir anda söz konusu 
noktadan hangi kanadın geçtiğini bilemeyiz. Her üç kanadın geçme ihtimali 
aynıdır, deriz. Hatta yüksek dönme hızından dolayı, belli bir ‘t’ anında bu 
nokta üzerinde her üç kanadın da (neredeyse aynı anda) bulunabileceğini 
düşünebiliriz. Ayrıca, teorik olarak elimizle kanatlardan birini tutmak 
istediğimizde (bu, kuantum fiziğinde ölçme işlemine karşılık gelmektedir) 
dairevî şekil hemen ortadan kalkar ve elimize tek bir kanat gelir (bu, 
sadece ölçüm veya gözlem yaptığımızda bilinebilir olma özelliğidir ve 
yukarıda sözünü ettiğimiz sihirli değnek durumudur). Fakat hangi kanadın 
geleceğini önceden sala bilemeyiz. Peki herhangi bir anda dönme olayına 
müdahale ettiğimizde elimize gelen herhangi bir kanadın, mesela “a” 
kanadının çok kısa bir zaman sonra, bir sonraki denemede gelmemesi, yani 
başka bir kanadı tutmak için ne yapmamız gerekir? İşte klasik fizikten 
farklı olarak bu sorunun cevabı “hiçbir şey”dir. Çünkü kanatlar çok süratli 
dönmektedir ve elimizin hızı ile kanadınki karşılaştırılamayacak kadar 
farklı olduğundan elimizle istediğimiz an istediğimiz kanadı tutma 
yeteneğinden yoksunuzdur (klasik ölçme cihazlarıyla kuantik âlemi ölçmenin 
imkânsızlığı). Şimdi buradan hareketle atom altı dünyasındaki kütle ve hız 
ölçülerini düşünelim. Tanecik boyutlarının, ağırlıklarının ve bunların yaptı 
ğı periyodik bir hareket için gereken zaman 
dilimlerinin çok, çok küçük, buna karşılık bu taneciklerinin hızlarının çok 
yüksek olduğu (örneğin, klasik bilgilere göre, bir elektronun atom çekirdeği 
saniyede bir milyon tur atması gibi) atom altı dünyasını anlamak 
istediğimizde vantilatör örneği, buradaki olayların biraz daha akla yakın 
hale gelmesini sağlayabilir.

İşte kuantum fiziğinde mesele, ölçüm için iki ayrı âlemi (ölçme cihazı ile 
atom altı partikülleri) bir araya getirmekten kaynaklanmaktadır. Bu iki ayrı 
âlem arasındaki devasa boyut ve hız farkından dolayı, aslında ölçüm sonucunu 
aldığımız an, ölçüm yaptığımız andan daha sonraki ve her şeyin hemen 
değiştiği bir andır. Cihazın gösterdiği ölçüm sonucu, gösterdiği ve bizim 
okuduğumuz ana ait değildir. Çünkü ölçmeye çalıştığımız partikülün hızı ve 
konumu her an değişmektedir. Çünkü 1028 gram düzeyindeki kütlelerin söz 
konusu olduğu atom altı dünyasında 1023 saniye mertebesindeki zaman 
aralıklarında (doğrudan) gerçek ölçüm yapmak mümkün değildir.

1927′de Alman fizikçi Werner Karl Heisenberg tarafından “dalga paketinin 
redüksiyon prensibi” olarak tarif edilen, sistemin bu şekilde bir haller 
süper pozisyonundan tek bir hale sıçraması için bu ölçme esnasında ne 
olmaktadır? Kuantik ile klasik, gözlenen nesne ile ölçme cihazı arasındaki 
sınır hangi düzeydedir? Nihayetinde söz konusu nesne atomlarından ve 
taneciklerinden yapılır. Aslında bu hamur çok su götürmektedir. Bazıları 
dalga paketinin tek bir hale indirgenmesini (redüksiyon) gözleme, 
gözlemciye, hatta Amerikalı fizikçi Eugene Wigner’in yaptığı gibi, şuura 
atfetmektedir. Sayıları az olmayan diğer bilim adamları ise esas rolün 
tesadüfe verilmesinden pek tatmin olmuş değiller. Kendi ifadesiyle, 
“Tanrının zar attığı” düşüncesini reddeden Einstein bile kuantum fiziğinin 
henüz olgunlaşmadığını, daha derin ve determinist bir temel teori bulmak 
gerektiğini düşünüyordu.

“Tanecik” deney süreci dışında da mevcut mu?

Ölçümün getirdiği sıkıntı karşısında Amerikalı fizikçi Hugh Everett radikal 
bir cevap önerdi: bir haller süper pozisyonunun tek bir hâle indirgenmesi 
söz konusu değildir; fakat her biri farklı bir evrende (veya farklı 
boyuttaki âlemde) olmak üzere bütün mümkün hâllerin gerçekleşmesi söz 
konusudur. Aslında bu “bir çok âlem” teorisinin de doğrulanması mümkün 
değildir. Çünkü sayısız paralel evrenin kendi aralarında iletişim yoktur.

Teorinin kurucu babalarından olan Danimarkalı fizikçi Niels Bohr daha 
temkinli, pragma tik ve aynı zamanda derinlemesine bir konu benimsemişti. 
Ona göre, dalga paketinin indirgenmesi, ölçülecek kuantik sistem ile, 
mecburen klasik kabul edilen ölçüm cihazı arasıda mutlak bir sınır 
varsayıyordu. Yani sağlıklı bir ölçüm mümkün olmalıydı. Burada ölçüm 
ayrıcalıklı bir rol oynamaktadır, çünkü taneciğin özelliklerini sadece ölçüm 
belirlemektedir. Ölçüm dışında bu özellikler tarif edilmiş değildir. Bu 
noktadan hareketle söylenebilir ki, bizatihi tanecikten bahsedilmemelidir, 
çünkü taneciğin deney dışında da “var” olduğu kesin değildir.

Düşünün ki, herhangi bir cihazla taneciklerin dünyasında ölçüm 
yapacaksınız. Sonuçta bu cihaz da atom ve taneciklerden yapılmış olduğundan, 
ölçüm zorlaşacak, hata ihtimali artacaktır. Çünkü ölçmek istediğimiz 
partiküller ve hareketleri cihazın her noktasında zaten mevcuttur. Yani 
cihaz, ölçüye tartıya gelmeyen kendi değişim oranından daha küçük ölçekteki 
partikül ve hareketleri ölçmek istemektedir ki, belki kendi değişimi ölçmek 
istediğini örtmekte, gölgelemektedir. Bir kamyonu kantarda, bir karpuzu 
manav terazisinde tartmak kolaydır. Kuyumcu terazisi birkaç gram (hatta 
miligram) ölçeğinde altınları tartacağından daha hassas olması gerekir. 
Kütle spektrometresi ise bir çeşit atom terazisidir. Fakat atomu oluşturan 
nükleon (proton, nötron) ve elektronların tartılması, hareketlerinin, konum 
ve hızlarının ölçülmesi giderek imkansızlaşmaktadır.

Kuantum kavramları üzerinde 30′lu yıllara kadar süregelen zengin ve 
hareketli tartışmalar zamanla bırakıldı. Denklemler iyi yürüyordu, geriye 
kılı kırk yarmak kalıyordu. Özellikle de kuantik-klasik geçişiyle ilgili 
problemler konusunda. Fakat onlarca yıl boyunca bir arpa boyu kadar bile 
mesafe kat edilmedi. Buna rağmen 1935′le birlikte, Kuantum Mekaniği’nin 
kurucularından Erwin Schrödinger bu gizemli “dalga paketinin indirgenmesi” 
fikrinin saçmalığını vurguladı. Mantığını sonuna kadar zorlayarak meşhur 
“düşünce deneyi”ne baş vurdu (bu noktada Karl Popper’in de katkıları oldu). 
Bu deneye göre, sıkıca kapatılmış bir kutuya hapsedilmiş bir kedi tahayyül 
ediyordu. Kutuda ayrıca radyoaktif bir atom ve zehir yayan bir cihaz 
bulunuyordu. Radyoaktif atom bozunduğunda, öldürücü düzenek harekete 
geçiyor, zehir kutuya yayılıyor ve kedi ölüyordu.

Ortamlarının kurbanı kuantik sistemler

Fakat radyoaktif bozunma (desintegration) kuantik bir olaydır: yani bozunma 
ölçülmedikçe atom “bozunmuş ve bozunmamış” bir haller süper pozisyonundadır. 
Şu halde kutuda zehir-atom ikilisiyle kedi-cihaz sistemi, “bozunmuş atom-ölü 
kedi” ve “bozunmamış atom-canlı kedi” şeklindeki iki halin süper 
pozisyonunda bulunmaktadır. Ve biz kutuyu açıp bakmadığımız müddetçe her iki 
hâli bir bakıma aynı anda mevcut düşünürüz. Kısacası, ölçüm 
gerçekleştirilmedikçe, kedi hem ölü hem diridir (bir futbol maçının sonucunu 
öğrenmediğimiz sürece zihnimizde sürekli üç ihtimalin dolaşması gibi). 
Aslında bu deney pek mâkul bulunmadı, çünkü bir kediyi bir tanecikten 
temelde ayıran husus anlaşılmadıkça gösterilmesi de zordur. Bu her zamanki 
“kuantik-klasik sınırı” problemidir. Bu durumda hem teori hem de deney 
cephesinde gelişme kaydedilmesi için 80′li yılları beklemek gerekecekti.

1982′de Los Alamos (ABD) Millî Laboratuarı’ndan araştırmacı Wojciech Zurek 
daha önce ileri sürülmüş fakat geliştirilmemiş, basit fakat dâhiyane bir 
fikri yeniden ele aldı: buna göre bir ölçümde dalga paketinin indirgenmesine 
yol açan şey, sistemin çevresiyle (cihaz) olan etkileşimdir. Daha genel 
olarak kuantik nesneler çevrelerinden asla tam olarak izole değildirler. 
Bundan, sistemle karşılıklı etkileşime giren her şey anlaşılır: cihaz, hava 
molekülleri, ışık fotonları. Öyle ki, gerçekte kuantik kanunlar nesneye ve 
onu çevreleyen ortamdan oluşan bütüne uygulanmalıdırlar. Zurek çevreyle olan 
bir çok etkileşimin sistemin kuantik girişimlerinde çok hızlı bir bozulmaya 
yol açtığını gösterdi. Makroskobik bir nesnede meselâ bir kedi atomlardan 
her birinin çevresinde, kendisiyle etkileşim yapan diğer bir çok atom 
bulunmaktadır. Bütün bu etkileşimler, neredeyse aniden kaybolan bu yüzden de 
bütüne tesir edemeyen ve kendinin varlığını bizim gördüğümüz şekliyle devam 
ettirmesini sağlayan bir kuantik girişimler paraziti meydana getirir. İşte 
kuantum fiziğinin bizim ölçeğimize uygulanamama sebebi: sistemler asla izole 
değildir (kedi ise kuantik ölçeğe göre çok büyük bir nesne olarak 
makroskobik ölçekte kendisini çevreleyen ortam içinde izole bir şekilde 
görülür, ve çevrenin onun üzerindeki etkileri bu ölçekte yapılan ölçüm 
sırasında ihmal edilecek kadar önemsiz kalır. Meselâ kedinin ağırlığını 
ölçerken tüylerin üzerindeki su buharı moleküllerini göremediğimiz gibi, 
bunların kedinin ağırlığına olan etkilerinin de ihmal edilecek kadar küçük 
kabul edilir). Fakat atom altı dünyasında ölçüm yaparken atomların birbirini 
etkiledikleri ve tek tek hiçbir atomun asla bir kedi gibi izole olamadığı 
gerçeğiyle karşılaşırız. Bu fenomen fizikte “dekoherans” olarak 
adlandırılır, çünkü bu, kuantik hâllerin koheransının (aralarındaki ahengin) 
bozulmasıdır. Bir bakıma ölçek küçüldükçe, atom-altı etkileşimler 
artacağından, sistemlerin yapı ve fonksiyon sürekliliğinin sağlanması 
zorlaşmaktadır; bu da açıkça ortaya koymaktadır ki, trilyon kere katrilyon 
adet atomdan müteşekkil, hem de canlı özelliği gösteren kedi gibi bir 
varlığın, düzenli işleyen bir sistem olarak devamlılığı ancak her şeye Kadir 
, Hay, Kayyum, Alim ve Rahim bir kuvvet Sahibi’nin yaratma ve yaşatmasıyla 
mümkündür (hem de makroskobik ölçek için kalınlaşmış ülfet ve ünsiyetimizin 
direnemeyeceği ölçüde).

Dekoheransın hızı sistemin bütünlüğüyle doğru orantılı olarak artar: 1027 
tanecikten meydana gelen bir kedi 10-27 saniyede dekohere eder; yani kedinin 
kendi formunun bozulma (ve tekrar aynı formu kazanma) zamanı çok çok 
küçüktür. Bu durum hem neden asla aynı anda hem diri hem ölü kedi 
göremediğimizi açıklar, hem de dekoheransın gözlenme zorluğunu. Bizim 
zamanı, maddeyi ve hâdiselerin en küçük kesirleriyle ölçme ve takip etme 
yeteneğimiz yaratılış gayemize uygun olarak belli bir sınıra kadardır. İşte 
bundan dolayı, meselâ bizim bir hüzme şeklinde gördüğümüz ışık yayılımı, 
aslında birbirini ışık hızıyla takip eden foton paketçiklerinden yani 
aralarında madde ve zaman kesikliği bulunan kuantlardan başka bir şey 
değildir. “Her nefıs (her an) ölümü tadıcıdır (veya tadıp durmaktadır)” 
anlamı da verilen âyet-i kerimenin işârî mânâlarından birisi acaba, 
ölçemeyeceğimiz kadar küçük zaman dilimlerinde ölüp diriliyor olduğumuz 
mudur? Aslında ülfetten dolayı gibi bize basit gelse de, makroskobik ölçekte 
bir sistemin varlığını sürdürmesi, çok küçük zaman dilimlerinde gerçekleşen 
dengeleme halleriyle 1027 atomun her an (ölçülebilecek en küçük an) kediyi 
“kedi” formunda sürdürecek şekilde bir arada olması çok zordur. Çünkü bir 
atom için değil, 1027 atom için her an birçok hal söz konusudur. Ehl-i 
keşfin, melekut âleminin hakikatini anlatmak istercesine, “dağılmaya teşne 
eşya, rahmet eli çekilse nasıl bir arada durabilir?” anlamındaki sözleri 
belki de bu hakikati ifade etmektedir.

Geçmişte Batı’nın düşünce dünyasında belli bir ağırlığı olan “Tanrı her 
şeyi yarattı sonra kendi haline bıraktı, O detaylara karışmaz ve tabiata 
müdahale etmez” şeklindeki çarpık anlayış, yine Batı üniversitelerinde 
gerçekleştirilen çalışmalarla yerini, tam ve küllî tevhid hakikatinin 
görülmesine, yüksek bir tevhid inancının gelişmesine müsait bir zemine 
bırakıyor. Son söz: bilimler geliştikçe tevhid hakikati kendini daha parlak 
bir şekilde gösteriyor ve gösterecek.

Kuantik bilgi

Yakın zamanda yapılan diğer teorik araştırmalar klasik ve kuantik evrenleri 
uzlaştırma çabalarını destekliyor. California Teknoloji Enstitüsü’nden 
Murray Gell-Mann (1969 Nobel Fizik ödüllü) ve Santa Barbara Üniversitesi’ 
nden James Hartle dekoheransın zamanda geri dönüşümsüz olduğunu gösterdiler. 
Meselâ bir tas kahve içinde erimiş bir şeker parçasının yeniden oluştuğu 
asla görülmez. Böylece zamanın yönü bulunur (geçmişten geleceğe), halbuki o 
zamana değin kuantum fiziğinde olaylar geri dönüşümlü kabul ediliyordu.

Paris IX Üniversitesi’nden Profesör Roland Omnés ise, kuantik şekilde 
tecelli eden kanunların garipliklerine rağmen (mümkün hâllerin çokluğu vs.) 
bizim ölçeğimizde tek, determinist ve mükemmelen normal görünen fenomenleri 
spontan bir şekilde nasıl meydana getirdiğini göstermeye, özellikle canlı 
sistemlerin en küçük atom-altı birimden itibaren nasıl organize olduğuna, 
kâinattaki madde ve hadiselerin mikro-âlemden itibaren bizim algılama 
ölçeğimize hitap edecek şekilde nasıl yaratıldıklarına cevap getirmeye 
çalışıyor. Bu yüzden moleküler biyoloji bugün daha da küçük alanlara nüfuz 
ediyor ve neredeyse atomik biyolojiye dönüşme eğilimi taşıyor.

Sonuçta, dekoherans teorisi fizikte yeni bir dönüm noktası kabul ediliyor. 
Fakat çözüm çok yakın değil. Meselâ fizikçiler, bir çakıl taşının neden sert 
olduğunu, suyun neden normal şartlarda 100 0C’de kaynadığını anlamak için 
katrilyonlarca tanecik üzerinde hesap yapmak gerektiğini söylüyorlar.

Atom-altı dünyasını tarif etmek için makroskopik dünyada kullandığımız 
bilimsel mantık ve sağduyuyu aynıyla uyarlamanın doğru olmadığını, maddenin 
kütlesi, boyutu, dolayısıyla hızının ve hareket tarzının değişmesiyle, 
makroskopik fizik kanunlarının da köklü değişikliğe uğradığını, daha doğrusu 
makro-âlemi anlamak için bunların kullanılamayacağını görüyoruz. Demek ki, 
makro-âleme inildikçe buradaki san’at, mimarî ve işleyiş de hassas hale 
gelmekte, incelmekte, ilâhî kudret bu âlemde bir başka şekilde tecelli 
etmektedir. Bugünün bilim adamları laboratuarlarda öğrenmektedirler ki, 
kâinatta tek bir atom, tek bir atom içinde tek bir atom-altı parçacık bile 
hesapsız ve başıboş değildir. Maddenin künhündeki kudret cilvesinin 
ihtişamını gördüğümüzde, Allah’ın her an her şeyi kendi takdiriyle var kılıp 
idare ettiğine, kâinatta O’nun ilim, kudret ve hakimiyetinin tecelli alanı 
dışında küçük bir yerin ve ân’ın bile kalmadığına olan inancımız teyid 
olunuyor. Geçmişte ve bugün Batı’nın düşünce dünyasında belli bir ağırlığı 
olan “Tanrı her şeyi yarattı sonra kendi haline bıraktı, O detaylara 
karışmaz ve tabiata müdahale etmez” şeklindeki çarpık anlayış, yine Batı 
üniversitelerinde gerçekleştirilen çalışmalarla yerini, tam ve küllî tevhid 
hakikatinin görülmesine, yüksek tevhid inancının gelişmesine müsait bir 
zemine bırakıyor. Son söz: bilimler geliştikçe tevhid hakikati kendini daha 
parlak bir şekilde gösteriyor ve gösterecek.

ISIK VE SEVGIYLE

KAYNAKLAR

- H. Guillemot, “Comment la Matiére Devient Réelle”, Science & Vie, Février, 
no 977, Paris 1999 
- D. Lindley, “Quantum World”, New Scientist’s Guide, Reed Business 
İnformation. London 1998 
- P. Yam, “Bringing Schrödinger’s Cat to Life”, Scientific American, June, 
v. 276, no 6, New York 1997.

Leave a Comment :, more...

Mutluluk hakkında

by on Oca.21, 2009, under Enteresan Şeyler

MUTLULUK
Ünlü bir sofu öyküsüdür bu. Bir imparator sabah gezintisi sirasinda bir dilenciye rastlar. “Dile benden ne dilersen” der. Dilenci güler ve :
“Sanki dilegimi gerçeklestirebilecekmis gibi soruyorsunuz.” Diye yanitlar.Kral alinir ve söylesi koyulasir.
-Pek tabii her dedigini yerine getirebilirim. Sen söyle hele;ne istiyorsun?
-Söz vermeden önce iki kez düsünün kralim.
Dilenci siradan bir dilenci degildir. Imparatorun ilk yasantisinda ögretmeni olmustur. Ve ona su sözü vermistir. “Bundan sonraki yasantinda tekrar karsina çikip seni uyaracagim.” Imparator olayi unutmustur. Zaten geçmisi hangimiz noktasina virgülüne kadar animsayabiliriz ki?
Birlikte yaslanan kisilerin bile anilari farklidir. Bu nedenle imparator bastirir.
-Ne istersen verebilirim. Ben güçlü bir imparatorum. Yerine getiremeyecegim hiçbir dilegin olamaz. Bunun üzerine dilenci, çanagini uzatip, “su çanagi herhangi bir seyle doldurabilir misiniz?” diye sorar. Imparator kahkaha atar ve vezirine çanagi altinla doldurmasini emreder.
Çanak dolup tasmakta ve aninda bosalmaktadir. Paralar buhar olup uçmaktadir sanki. Imparatorun onuru kirilir. Bir dilenci çanagini dolduramadigi kulaktan kulaga yayilir.
Giderek pirlantalar, elmaslar,yakutlar akitilir çanaga. Ne var ki çanagin dibi yoktur sanki. Yer yutar ama bos kalir. Imparator yenik düsmüstür. Dilenciye yakarir:
“Tamam, sen kazandin. Dilegini yerine getiremedim ama ne olur bana çana?in
neden yapilmis oldugunu itiraf et.”
-Çok basit, diye yanitlar dilenci. Insan dimagindan yapilmistir. Yani insanin arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez olusu bundandir. Bu gerçegi bir kez kavrarsan yasantin degisir. Istek nedir ki! Istek ulasilana kadar, belli bir süre heyecen veren bir duygudur.
Örnegin; bir araba istersin…bir yat…bir ev…bir kadin… Yada kadinsan erkek!
Tek tek her birini elde ettiginde, tümü anlamini yitirir. Neden?
Çünkü beynin, aklin onlari dislar. Araba garajdadir ve artik istek
uyandirmamaktadir. Heyecen, onu elde ettiginde sönüp gitmistir.
Kadin yataginda, para cebindeyse, onlara erismek için katlandigin yogun istek yok oluverir. Gene bosluga düser, yeni bir istek yaratmak zorunda kalirsin.
Istek doyumsuzluk uyandirir ve giderek dilenci olursun. Bir istekten bir digerine çirpinip durursun. Amacina ulasir ulasmaz bir yenisini yaratirsin. Istegin bu yönünü kavradiginda hayatinin dönüm noktasindasin demektir. Sürekli yolculuk hali iyi sonuç vermez. Geri dön…Evine dön… Seni mutlu edecek ögeleri disinda degil, kendi içinde ara!

1 Comment :, more...

Mutluluk ne zaman ?

by on Oca.21, 2009, under Enteresan Şeyler

“Uzun bir süre hayat başlamak üzere diye düşündüm. Gerçek güzel hayat! Ama hep bir engel daha vardı önde. Öncelikle yapılması gereken bir şey, bitmesi gereken bir iş, tamamlanması gereken bir hizmet, ödenmesi gereken bir borç. . . Hemen sonra güzel hayat başlayacak. Sonunda uyandım ki, hayat zaten bu engellerdi. Bu perspektif, mutluluk için bir yol olmadığını, bilakis mutluluğun kendisinin asıl yol olduğunu görmeme yardımcı oldu. Öyleyse yaşanan her anın keyfini çıkarmalı ve bu anlar, paylaşılacak özel birileri ile geçirildiğinde daha da çok keyfi hissedilmeli. Zamanın kimseyi beklemediğini unutmamak lazım.

            Öyleyse okulun bitmesini, okula gitmeyi, on kilo vermeyi, altı kilo almayı, çocuk sahibi olmayı, çocukların büyüyüp evden ayrılmalarını, işe başlamayı, emekli olmayı, evlenmeyi, boşanmayı, Cuma akşamını, cumartesi sabahını, yeni araba-ev almayı, yeni araba ve evin borcunun bitmesini, baharı, yazı, sonbaharı, kışı, ayın birini, on beşini, şarkınızın radyoda çıkmasını, ölmeyi, yeniden doğmayı beklemeyin daha fazla mutlu olmak için. Mutluluk bir hedef değil, yoldur. Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın, hiç incitilmeyecekmiş gibi sevin, kimse seyretmiyormuş gibi dans edin. . . ”          

                                                                                                          Alfred D. Souza

 

“Dünyada hiçbir şey, mutluluğu; onu bulmaya çalışmaktan daha erişilmez kılamaz”

                                                                                                          June Callwood

 

“Umut mutluluğun yarısıdır”

Türk Atasözü

 

“Mutlu olmanın iki yolu vardır; isteklerimizi azaltmak veya imkanlarımızı çoğaltmak. ”

                                                                                                          Benjamin Franklin

 

“Düşünmek kolay, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır. ”

                                                                                                          J. J. Rousseau

 “İnsan Allah’a ancak öteki insanlara iyilik yapmakla yaklaşabilir. ”

                                                                                                          Çiçero

 “Doğal bitkiler gibi doğal kabiliyetler de bakılmak ister. ”

                                                                                                          Bacon

 “Kendine dost olan bilin ki herkese de dosttur. ”

                                                                                                         Seneka

 

“Bir insanı uygarlaştırmaya karar verirseniz, işe ninesinden başlayınız. ”

                                                                                                          Victor Hugo

 

“Kaptanın ustalığı durgun suda belli olmaz. ”

                                                                                                          İngiliz Atasözü

 

“Bir gün insanlar, rüzgara, dalgaya, yerçekimi gücüne hakim olduktan sonra sevginin enerjisini de keşfedecekler. O gün insanlar ateşi ikinci kez keşfetmiş olacaklar”

                                                                                                          Teiherd de Chardin

 

“Büyük başarıların sahipleri, küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir. ”

                                                                                                          Schiller

 

“Hayatınız, yaptığınız tercihlerin toplamıdır. ”

                                                                                                          Dr. W. Dwywer

 

“Gençlik hayatın belli bir dönemi değildir. Gençlik, bir irade şekli, bir hayal özelliği, cesaretin korkaklığa, macera hevesinin rehavete boyun eğdirmesidir. Hiç kimse belli yılları doldurmakla ihtiyarlamaz. İnsanlar ideallerini kaybedince ihtiyarlar. Seneler ancak cildi buruşturur, ama heyecanı yitirmek ruhu buruşturur. ”

                                                                                                          John Levis

 

“Allah fındığı verir, ama kırmaz”

                                                                                                          Hollanda Atasözü

 

“Gerçek sevgi iyilik gördüğünde artmayan ve kötülük gördüğünde eksilmeyendir. ”

                                                                                                          Yahya Bin Muaz Er-Razi

 

“Sizin gerçek değeriniz, insanlara karşı beslediğiniz hislerle, iş ve hareketlerinizle ve bir de onlara yapacağınız iyiliklerle ölçülür. ”

                                                                                                          Einstein

 

“Bir deniz yolculuğunda bindiğin gemi bir limana uğrar da seni kıyıya su almak için yollarsa, yolda midye kabuğu ya da mantar bulursan bunları toplayabilirsin. Ama aklın hep gemide olmalıdır. Sık sık gemiye başını çevirerek kaptanın seni çağırıp çağırmadığını araştırmalısın. Kaptan çağırırsa, seni eli ayağı bağlı bir hayvan gibi gemiye almalarına meydan vermemek için, elindekilerin hepsini atıp hızla gemiye dönmelisin.

            Hayat yolculuğunda da durum böyledir. Bir midye kabuğu, bir mantar yerine bir kadın ya da bir çocuk nasibin olursa, bunları benimsersin. Ama kaptan seni çağırınca arkana bakmadan her şeyi bırakıp gitmen gerekir. Yaşlı isen yetişememek korkusu ile, gemiden pek uzaklaşmamalısın. ”

                                                                                                          Epiktetos

 

General Douglas Mac Arthur’un Tokyo’daki karargahında, bir duvara, şu ibare yazılmıştır;

 

“Gençlik, hayatın muayyen bir devresi ile alakalı değildir.

İnsan, imanı derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır.

Kendisine olan itimadı derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır.

Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır.”

 

“En çok yaşayan kimse; en çok düşünen, en asil hisleri duyan ve en güzel hareketleri başaran kimsedir.”

                                                                                                          Bailey

Leave a Comment :, more...

Enteresan bi test :)

by on Oca.21, 2009, under Enteresan Şeyler

Mukemmel Bir Test
Bu tüyler ürpertici ve komik bir
sonla biten ufak bir oyun.Hepsini birden okumayin, tüm adimlari
sirayla yapin. Bu çok önemli.Yalnizca 3 dakikanizi alacak.Önce
bos bir kagit parçasi ve bir kalem alin.
NOT: Isim vermeniz istendiginde, mutlaka tanidiginiz
insanlarin isimlerini kullanin.
Ve içgüdülerinize kulak verip,ilk akliniza gelenleri
yazin.Asagiya dogru satir satir ilerleyin. Hepsini bir anda
okumayin.Aksi halde oyunun tadini çikaramazsiniz.
1.) Önce, 1′den 11′e kadar sayilari yukaridan Asagiya bir sutun halinde yazin.
2.) Sonra 1′in ve 2′nin yanlarina istediginiz herhangi iki sayiyi not edin.
3.) 3 ile 7′nin yanina karsi cinsten
birer kisinin adini yazin. Sirayla devam etmeyi unutmayin.
4) 4, 5 ve 6′nin yanina (arkadaslarinizdan ya da ailenizden
istediginiz kisilerin adlarini yazin.Sakin hile yapmayin, sonra
üzülürsünüz.
5) 8, 9, 10 ve 11′in yanina istediginiz
sarkilarin isimlerini yazin.
6.) Simdi bir dilek
tutun. Ve iste oyunun sonu.
1.) 2′nin yanina yazdiginiz sayida kisiye bu oyunu anlatmak
zorundasiniz. 2.) 3′un
yanina yazdiginiz kisiyi seviyorsunuz.
3.) 7′nin yanina yazdiginiz kisiden hoslaniyorsunuz ama onunla
olmaz. 4.) En çok
önem verdiginiz kisi 4′un yanina yazdiginiz.kisi.
5.) 5′in yanina yazdiginiz kisi sizi çok iyi
taniyor.
6.) 6′nin yanina yazdiginiz
kisi sizin ugurunuz.
7.) 8′in yanina
yazdiginiz sarki 3′un yanina yazdiginiz kisiyle
bagdasiyor.
8.) 9′un yanina
yazdiginiz sarki 7′nin yanindaki kisinin.
9.) 10′un yanina yazdiginiz sarki sizi ve düsüncelerinizi
anlatiyor.
10.) 11′in
yanina yazdiginiz sarki yasamla ilgili hislerinizi
ifade ediyor.
NASIL AMA?

4 Comments : more...

DAY LIGHT 70 CD İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ

by on Eki.31, 2008, under İngilizce

DAY LIGHT 70 CD İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ
CD’ler teker teker paylaşıma açılacaktır. Download yoğunluğundan dolayı partları indiremeyen arkadaşlar daha sonra tekrar denesinler. Rapid’e yükleyiniz vb. talepler dikkate alınmayacaktır. Dosyayı dışarı çıkarırken sorun yaşadığınız partı yeniden indiriniz. Eğer codec eksikliğinden dolayı görüntüleri izleyemezseniz güncel codec paketini http://www.codecguide.com/ adresinden indirip bilgisayarınıza yükleyiniz.

Bütün dosyaların açılış şifresi hackerfriend ‘tir.

70 CD EĞİTİM SETİ
:

CD.

1 http://www.4shared.com/dir/2824436/573423da/DL-01.html
2 http://www.4shared.com/dir/2832462/352565ea/DL-02.html
3 http://www.4shared.com/dir/2848930/73195fa4/DL-03.html
4 http://www.4shared.com/dir/2848931/41e6f32/DL-04.html
5 http://www.4shared.com/dir/2876095/513275cd/DL-05.html
6 http://www.4shared.com/dir/2894826/30e5daee/DL-06.html
7 http://www.4shared.com/dir/2907357/d00f8d64/DL-07.html
8 http://www.4shared.com/dir/2914194/c9e2c1e2/DL-08.html
9 http://www.4shared.com/dir/3280409/2e98caac/DL-09.html
10 http://www.4shared.com/dir/3280412/a0512265/DL-10.html
11 http://www.4shared.com/dir/3280413/d75612f3/DL-11.html
12 http://www.4shared.com/dir/3280414/49328750/DL-12.html
13 http://www.4shared.com/dir/3294481/5a987671/DL-13.html
14 http://www.4shared.com/dir/3294483/b496175d/DL-14.html
15 http://www.4shared.com/dir/3294485/5df5b268/DL-15.html
16 http://www.4shared.com/dir/3294488/2344ced5/DL-16.html
17 http://www.4shared.com/dir/3294489/5443fe43/DL-17.html
18 http://www.4shared.com/dir/3294380/28d05062/DL-18.html
19 http://www.4shared.com/dir/3294382/c6de314e/DL-19.html
20 http://www.4shared.com/dir/3294384/2fbd947b/DL-20.html
21 http://www.4shared.com/dir/3314210/3fc1978/DL-21.html
22 http://www.4shared.com/dir/3314211/74fb29ee/DL-22.html
23 http://www.4shared.com/dir/3314212/edf27854/DL-23.html
24 http://www.4shared.com/dir/3314255/17fa28f3/DL-24.html
25 http://www.4shared.com/dir/3314256/8ef37949/DL-25.html
26 http://www.4shared.com/dir/3314257/f9f449df/DL-26.html
27 http://www.4shared.com/dir/3314258/694b544e/DL-27.html
28 http://www.4shared.com/dir/3314285/a25456be/DL-28.html
29 http://www.4shared.com/dir/3314286/3b5d0704/DL-29.html
30 http://www.4shared.com/dir/3314287/4c5a3792/DL-30.html
31 http://www.4shared.com/dir/3314295/bb4f67ff/DL-31.html
32 http://www.4shared.com/dir/3314308/15feca3c/DL-32.html
33 http://www.4shared.com/dir/3314311/753943d9/DL-33.html
34 http://www.4shared.com/dir/3314312/ec301263/DL-34.html
35 http://www.4shared.com/dir/3314315/725487c0/DL-35.html
36 http://www.4shared.com/dir/3314367/d31b702b/DL-36.html
37 http://www.4shared.com/dir/3314368/43a46dba/DL-37.html
38 http://www.4shared.com/dir/3314369/34a35d2c/DL-38.html
39 http://www.4shared.com/dir/3393064/e5f3ecb0/DL-39.html
40 http://www.4shared.com/dir/3393065/92f4dc26/DL-40.html
41 http://www.4shared.com/dir/3393067/7cfabd0a/DL-41.html
42 http://www.4shared.com/dir/3393098/6bddbc54/DL-42.html

CD 43

http://rapidshare.com/files/10174340…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10201372…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10201524…er42.part3.rar

CD 44

http://rapidshare.com/files/10202133…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10202518…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10202537…er42.part3.rar

CD 45

http://rapidshare.com/files/10202949…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10203064…er42.part2.rar

CD 46

http://rapidshare.com/files/10203553…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10203558…er42.part2.rar

CD 47

http://rapidshare.com/files/10203940…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10204381…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10204685…er42.part3.rar

CD 48

http://rapidshare.com/files/10205191…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10205601…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10205909…er42.part3.rar

CD 49

http://rapidshare.com/files/10206284…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10232198…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10232623…er42.part3.rar

CD 50

http://rapidshare.com/files/10233003…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10246873…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10247115…er42.part3.rar

CD 51

http://rapidshare.com/files/12490140…D-51.part1.rar
http://rapidshare.com/files/12497558…D-51.part2.rar

Part 3 : http://rapidshare.com/files/12640777/CD51-52-54-PART3.rar

CD 52

http://rapidshare.com/files/10249440…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10249802…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10250070…er42.part3.rar

CD 53

http://rapidshare.com/files/10250447…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10250923…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10251150…er42.part3.rar

CD 54

http://rapidshare.com/files/10252374…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10253044…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10253450…er42.part3.rar

CD 55

http://rapidshare.com/files/10253988…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10254401…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10255192…er42.part3.rar

CD 56

http://rapidshare.com/files/10255647…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10256057…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10256169…er42.part3.rar

CD 57

http://rapidshare.com/files/10256573…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10256981…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10257290…er42.part3.rar

CD 58

http://rapidshare.com/files/10257710…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10271870…er42.part2.rar

CD 59

http://rapidshare.com/files/10272159…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10272455…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10272471…er42.part3.rar

CD 60

http://rapidshare.com/files/10272785…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10273102…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10273238…er42.part3.rar

CD 61

http://rapidshare.com/files/13382311…D-61.part2.rar
http://rapidshare.com/files/13411737…D-61.part1.rar

CD 62

http://rapidshare.com/files/10282370…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10282762…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10282821…er42.part3.rar

CD 63

http://rapidshare.com/files/10283226…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10283610…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10283688…er42.part3.rar

CD 64

http://rapidshare.com/files/10284099…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10284491…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10284540…er42.part3.rar

CD 65

http://rapidshare.com/files/10284937…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10300246…er42.part2.rar

CD 66

http://rapidshare.com/files/10300612…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10300949…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10300951…er42.part3.rar

CD 67

http://rapidshare.com/files/10301307…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10301657…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10301782…er42.part3.rar

CD 68

http://rapidshare.com/files/10302168…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10302578…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10302671…er42.part3.rar

CD 69

http://rapidshare.com/files/10303108…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10303478…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10303673…er42.part3.rar

CD 70

http://rapidshare.com/files/10304077…er42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/10304505…er42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/10304843…er42.part3.rar

• Download yoğunluğundan dolayı partları indiremeyen arkadaşlar daha sonra tekrar denesinler.
• Flash Get gibi indirme yöneticisi programları kullanmaya izin verdiği için ve download limiti olmadığı için 4shared sitesi seçilmiştir.
•Dosyayı dışarı çıkarırken sorun yaşadığınız partı yeniden indiriniz.(Örneğin CRC hatası alıyorsanız, hata aldığınız partı yenidenindiriniz)
• Görüntüleri izleyemezseniz güncel codec paketini http://www.codecguide.com/ adresinden indirip bilgisayarınıza yükleyiniz.

YENİ ***
4Shared sitesine alışık olmayan, partlarda problem çıkıyor diyen arkadaşlarım için rapidshare kaynaklı yeni bir arşiv daha buldum. Isteyen arkadaşlar buradan da indirebilir.
http://rapidshare.com/files/100461535/DAYLIGHT-70_CD-01_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100685518/DAYLIGHT-70_CD-01_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100688327/DAYLIGHT-70_CD-01_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100691674/DAYLIGHT-70_CD-02_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100695279/DAYLIGHT-70_CD-02_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100698745/DAYLIGHT-70_CD-02_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100701873/DAYLIGHT-70_CD-03_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100705047/DAYLIGHT-70_CD-03_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100707906/DAYLIGHT-70_CD-03_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100711128/DAYLIGHT-70_CD-04_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100714831/DAYLIGHT-70_CD-04_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100717504/DAYLIGHT-70_CD-04_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100721200/DAYLIGHT-70_CD-05_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100725169/DAYLIGHT-70_CD-05_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100727643/DAYLIGHT-70_CD-05_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100733835/DAYLIGHT-70_CD-06_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100737221/DAYLIGHT-70_CD-06_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100739169/DAYLIGHT-70_CD-06_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100742893/DAYLIGHT-70_CD-07_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100746734/DAYLIGHT-70_CD-07_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100748361/DAYLIGHT-70_CD-07_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100753115/DAYLIGHT-70_CD-08_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100756953/DAYLIGHT-70_CD-08_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100760022/DAYLIGHT-70_CD-08_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100763710/DAYLIGHT-70_CD-09_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100767419/DAYLIGHT-70_CD-09_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100769903/DAYLIGHT-70_CD-09_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100774789/DAYLIGHT-70_CD-10_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100779645/DAYLIGHT-70_CD-10_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100780784/DAYLIGHT-70_CD-10_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100784518/DAYLIGHT-70_CD-11_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100788289/DAYLIGHT-70_CD-11_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100791545/DAYLIGHT-70_CD-11_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100795789/DAYLIGHT-70_CD-12_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100798963/DAYLIGHT-70_CD-12_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/100931607/DAYLIGHT-70_CD-13_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100935683/DAYLIGHT-70_CD-13_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100939133/DAYLIGHT-70_CD-13_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100942729/DAYLIGHT-70_CD-14_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100942881/DAYLIGHT-70_CD-14_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/100945191/DAYLIGHT-70_CD-15_by_uploader42.rar

http://rapidshare.com/files/100948907/DAYLIGHT-70_CD-16_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100952617/DAYLIGHT-70_CD-16_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100954626/DAYLIGHT-70_CD-16_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100958347/DAYLIGHT-70_CD-17_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100961706/DAYLIGHT-70_CD-17_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100963303/DAYLIGHT-70_CD-17_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100966589/DAYLIGHT-70_CD-18_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100970164/DAYLIGHT-70_CD-18_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100972606/DAYLIGHT-70_CD-18_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100976285/DAYLIGHT-70_CD-19_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100979939/DAYLIGHT-70_CD-19_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100981362/DAYLIGHT-70_CD-19_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100984728/DAYLIGHT-70_CD-20_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100988024/DAYLIGHT-70_CD-20_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100990355/DAYLIGHT-70_CD-20_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/100993879/DAYLIGHT-70_CD-21_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/100997234/DAYLIGHT-70_CD-21_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/100998562/DAYLIGHT-70_CD-21_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101001994/DAYLIGHT-70_CD-22_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101005428/DAYLIGHT-70_CD-22_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101006679/DAYLIGHT-70_CD-22_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101010419/DAYLIGHT-70_CD-23_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101013986/DAYLIGHT-70_CD-23_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101016339/DAYLIGHT-70_CD-23_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101020145/DAYLIGHT-70_CD-24_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101023754/DAYLIGHT-70_CD-24_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101026577/DAYLIGHT-70_CD-24_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101030893/DAYLIGHT-70_CD-25_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101050235/DAYLIGHT-70_CD-25_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101051839/DAYLIGHT-70_CD-25_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101055478/DAYLIGHT-70_CD-26_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101058999/DAYLIGHT-70_CD-26_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/101063209/DAYLIGHT-70_CD-27_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101067499/DAYLIGHT-70_CD-27_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101181088/DAYLIGHT-70_CD-27_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/106619272/DAYLIGHT-70_CD-28_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/106634682/DAYLIGHT-70_CD-28_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/106641119/DAYLIGHT-70_CD-28_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101195309/DAYLIGHT-70_CD-29_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101199062/DAYLIGHT-70_CD-29_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101200287/DAYLIGHT-70_CD-29_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101203774/DAYLIGHT-70_CD-30_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101207362/DAYLIGHT-70_CD-30_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101209880/DAYLIGHT-70_CD-30_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101213420/DAYLIGHT-70_CD-31_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101215679/DAYLIGHT-70_CD-31_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/101218990/DAYLIGHT-70_CD-32_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101220932/DAYLIGHT-70_CD-32_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/101224458/DAYLIGHT-70_CD-33_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101225693/DAYLIGHT-70_CD-33_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/101236177/DAYLIGHT-70_CD-34_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101244715/DAYLIGHT-70_CD-34_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101247842/DAYLIGHT-70_CD-34_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101251912/DAYLIGHT-70_CD-35_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101256524/DAYLIGHT-70_CD-35_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101260046/DAYLIGHT-70_CD-35_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101265937/DAYLIGHT-70_CD-36_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101283125/DAYLIGHT-70_CD-36_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101286503/DAYLIGHT-70_CD-36_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101477990/DAYLIGHT-70_CD-37_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101481329/DAYLIGHT-70_CD-37_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101484349/DAYLIGHT-70_CD-37_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101487842/DAYLIGHT-70_CD-38_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101491410/DAYLIGHT-70_CD-38_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101494023/DAYLIGHT-70_CD-38_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101498051/DAYLIGHT-70_CD-39_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101501901/DAYLIGHT-70_CD-39_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101504884/DAYLIGHT-70_CD-39_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101508910/DAYLIGHT-70_CD-40_by_uploader42.rar

http://rapidshare.com/files/101530204/DAYLIGHT-70_CD-41_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101534558/DAYLIGHT-70_CD-41_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101535475/DAYLIGHT-70_CD-41_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/101539929/DAYLIGHT-70_CD-42_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101542953/DAYLIGHT-70_CD-42_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/101743405/DAYLIGHT-70_CD-43_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102013723/DAYLIGHT-70_CD-43_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102015246/DAYLIGHT-70_CD-43_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102021337/DAYLIGHT-70_CD-44_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102025185/DAYLIGHT-70_CD-44_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102025377/DAYLIGHT-70_CD-44_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102029491/DAYLIGHT-70_CD-45_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102030649/DAYLIGHT-70_CD-45_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/102035539/DAYLIGHT-70_CD-46_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102035583/DAYLIGHT-70_CD-46_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/102039402/DAYLIGHT-70_CD-47_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102043819/DAYLIGHT-70_CD-47_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102046859/DAYLIGHT-70_CD-47_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102051915/DAYLIGHT-70_CD-48_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102056014/DAYLIGHT-70_CD-48_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102059099/DAYLIGHT-70_CD-48_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102062840/DAYLIGHT-70_CD-49_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102321985/DAYLIGHT-70_CD-49_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102326238/DAYLIGHT-70_CD-49_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102330034/DAYLIGHT-70_CD-50_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102468731/DAYLIGHT-70_CD-50_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102471153/DAYLIGHT-70_CD-50_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/12490140/DAYLIGHT-70_CD-51.part1.rar
http://rapidshare.com/files/12497558/DAYLIGHT-70_CD-51.part2.rar

http://rapidshare.com/files/102494400/DAYLIGHT-70_CD-52_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102498024/DAYLIGHT-70_CD-52_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102500706/DAYLIGHT-70_CD-52_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102504471/DAYLIGHT-70_CD-53_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102509232/DAYLIGHT-70_CD-53_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102511506/DAYLIGHT-70_CD-53_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102523747/DAYLIGHT-70_CD-54_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102530449/DAYLIGHT-70_CD-54_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102534507/DAYLIGHT-70_CD-54_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102539883/DAYLIGHT-70_CD-55_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102544018/DAYLIGHT-70_CD-55_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102551925/DAYLIGHT-70_CD-55_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102556471/DAYLIGHT-70_CD-56_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102560577/DAYLIGHT-70_CD-56_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102561697/DAYLIGHT-70_CD-56_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102565736/DAYLIGHT-70_CD-57_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102569816/DAYLIGHT-70_CD-57_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102572905/DAYLIGHT-70_CD-57_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102577105/DAYLIGHT-70_CD-58_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102718700/DAYLIGHT-70_CD-58_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/102721594/DAYLIGHT-70_CD-59_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102724553/DAYLIGHT-70_CD-59_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102724717/DAYLIGHT-70_CD-59_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102727857/DAYLIGHT-70_CD-60_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102731026/DAYLIGHT-70_CD-60_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102732387/DAYLIGHT-70_CD-60_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/13382311/DAYLIGHT-70_CD-61.part2.rar
http://rapidshare.com/files/13411737/DAYLIGHT-70_CD-61.part1.rar

http://rapidshare.com/files/102823708/DAYLIGHT-70_CD-62_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102827620/DAYLIGHT-70_CD-62_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102828215/DAYLIGHT-70_CD-62_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102832265/DAYLIGHT-70_CD-63_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102836101/DAYLIGHT-70_CD-63_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102836887/DAYLIGHT-70_CD-63_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102840998/DAYLIGHT-70_CD-64_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102844919/DAYLIGHT-70_CD-64_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102845401/DAYLIGHT-70_CD-64_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/102849376/DAYLIGHT-70_CD-65_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/103002467/DAYLIGHT-70_CD-65_by_uploader42.part2.rar

http://rapidshare.com/files/103006123/DAYLIGHT-70_CD-66_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/103009498/DAYLIGHT-70_CD-66_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/103009515/DAYLIGHT-70_CD-66_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/103013070/DAYLIGHT-70_CD-67_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/103016576/DAYLIGHT-70_CD-67_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/103017826/DAYLIGHT-70_CD-67_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/103021680/DAYLIGHT-70_CD-68_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/103025782/DAYLIGHT-70_CD-68_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/103026711/DAYLIGHT-70_CD-68_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/103031087/DAYLIGHT-70_CD-69_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/103034783/DAYLIGHT-70_CD-69_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/103036735/DAYLIGHT-70_CD-69_by_uploader42.part3.rar

http://rapidshare.com/files/103040770/DAYLIGHT-70_CD-70_by_uploader42.part1.rar
http://rapidshare.com/files/103045052/DAYLIGHT-70_CD-70_by_uploader42.part2.rar
http://rapidshare.com/files/103048430/DAYLIGHT-70_CD-70_by_uploader42.part3.rar

 

Umarım ingilizce öğrenmenizde yardımcı olur,  kolay gelsin.

14 Comments :, , , , , more...

Renk probleminiz kalmasın :)

by on Ağu.07, 2008, under Bilgisayar(Teknik), Php, Web Tasarım

ibrahimkozan.com - colorcop

1) Düzenlemek istedi?im style in nerede olduğu, 2) Bulunca koyacağım rengin hex kodu.
Eğer sizde ister php ile uğraşırken, ister web tasarımı yaparken isterseniz diğer programlarda kullanmak için bu programı kesinikle öneririm. COLORCOP Kullanımını indirdikten sonra anlamamanız imkansız ;)

DOWNLOAD İÇİN:
1) Kendi Serverimden ftp://ftp.ibrahimkozan.com/httpdocs/Programlar/colorcop-setup.exe
2) Official (Resmi) Sitesinden http://colorcop.net/download

 

Meraklılarına : Windows içindir Lisansızdır :p

Leave a Comment :, , more...

PHP BASE 64 :)

by on Haz.19, 2008, under Php

Base 64 ile şifrelenmiş php kodları insanın belini büküyor, özellikle tema olayında. Defalarca print yapıp kodu tekrar yaz ta ki temayı hem free yayan hem de bel büken tasarımcının şifrelediği sayı kadar. İşte buna en mükemmel çözüm: Tek yapmanız gereken rot13 ile şifrelenen ve base64 ile encode edilen stringi aşağıdaki ŞİFRELİ KISIM a yazın ve arkanıza yaslanıp (sigara içmemenizi tasvip ederim ama içiyosanız) sigaranızı için, bırakın, o  1000 kere de encode edilmiş olsa olan dosyayı size göstersin.

<?php 
$s 
gzinflate(str_rot13(base64_decode(‘BURAYA SIFRELI KISIM GELECEK/YAPISTIRILACAK’
))); 
$i=0

while( (
$pos strpos($s“eval”)) !== false
) {        
    
$s ‘$s = ’.substr($s$pos+4, (strlen($s)-$pos-8
)); 
    eval(
$s
); 
    
$i
++; 

echo 
$i.“kez sifrelenmis – ibrahimkozan.com”

echo 
nl2br(htmlentities($s
)); 
?>

KODU YAZARKEN TIRNAKLARI UNUTMAYALIM

Biraz daha açıklayalım isterseniz :) WordPress yada baska nerede olursa olsun bir yazı?/metin önce base64 ile şifrelenmiştir. daha sonraki fonksiyon str_13 ise harflerinizi belirli bir algoritmaya göre ascii karaktere çevirir. 13 karakter ileri çalışmaktadır.Gzinflate ise gzip ile sıkıştırılma işlemidir. Sorununuz olursa kodla bilrlikte lütfen yorum kısmına yazın, saygılar.

21 Comments :, , , , , , more...

Looking for something?

Use the form below to search the site:

Still not finding what you're looking for? Drop a comment on a post or contact us so we can take care of it!

Blogroll

A few highly recommended websites...